TCK md. 157 ve 158 Kesinleşmiş Cezanın Uyarlanması ve Uyarlama Dilekçesi 2026 Adana Avukat
Kısaca

Bu sayfanın kısa özeti

Sayfanın hukuki içeriğini saniyeler içinde okuyun; önemli noktalar ve somut ayrıntılar kısa bir özette toplansın.

Özet

31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesine dördüncü fıkrayı eklemiş; dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi ya da araçları vermek fiiliyle sınırlı kalan kişiler bakımından cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmüştür. Hükmü kesinleşmiş ve cezasını çekmekte olan kişiler, hükmü veren mahkemeye uyarlama dilekçesi vererek bu indirimin uygulanmasını isteyebilmektedir. Kanunun Geçici 1 inci maddesinin yedinci fıkrası ayrıca, hakkında daha önce TCK m.168 uygulanmamış hükümlülere, mağdurun zararını mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde tamamen gidermeleri halinde TCK m.168/2 etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkanı tanımaktadır. Uyarlama kararına karşı kanun yolu itiraz olup süre iki haftadır.

Bu özet genel bilgilendirme amacı taşır. Somut hukuki süreçler için birebir değerlendirme gerekir.

Panoya kopyalandı

Kesinleşmiş Cezanın Uyarlanması: TCK 157 ve 158'de 7589 Sayılı Kanun Değişikliği | Adana YBS Avukatlık

39 dk okuma Avukat Yakup Buğrahan SEVDİ

Kesinleşmiş cezanın uyarlanması, hüküm kesinleştikten sonra yürürlüğe giren ve hükümlünün lehine olan bir kanun nedeniyle, infaz edilmekte olan cezanın yeni kanuna göre yeniden belirlenmesidir. 31 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesine dördüncü fıkrayı eklemiş ve dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca hesap ya da ödeme aracı vermek fiiliyle sınırlı kalan kişiler bakımından cezanın yarı oranında indirilmesini öngörmüştür. Anılan değişiklik, hükmü kesinleşmiş ve cezasını çekmekte olan kişiler bakımından da sonuç doğurmakta; başvuru, hükmü veren mahkemeye verilecek bir uyarlama dilekçesi ile yapılmaktadır. Kamuoyunda IBAN mağdurları olarak anılan, hesabını ya da hesap bilgilerini başkasına verdiği için dolandırıcılık suçundan hüküm giymiş kişiler de bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Rehberde neler var?

  • 7589 sayılı Kanun'un getirdiği TCK 158/4 indiriminin birebir kanun metni ve kapsamı
  • Kesinleşmiş cezalarda uyarlamanın hukuki dayanağı ve hangi mahkemeye başvurulacağı
  • Geçici madde 1'in altıncı ve yedinci fıkralarının, dosyası kanun yolunda olanlar ile infaz aşamasında olanlar bakımından farklı sonuçları
  • Etkin pişmanlık için kanunun tanıdığı ihtardan itibaren altı aylık süre ve bu sürenin infaza etkisi
  • Uyarlama kararına karşı kanun yolu, süresi ve duruşma yapılıp yapılmayacağı
  • Uyarlama ile yargılamanın yenilenmesi arasındaki ayrım ve yanlış yola başvurmanın sonucu
  • Uyarlama dilekçesinde bulunması gereken bilgiler ve hazır dilekçe örneğimiz

Süre uyarısı: 7589 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin yedinci fıkrası, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen hükümlüye mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay süre tanımaktadır. Anılan süre kanunun yürürlüğe girdiği tarihten değil, mahkemenin ihtarından itibaren işlemeye başlamaktadır. İhtarın tebliğ edildiği tarih ve tebligat evrakı özenle saklanmalıdır.

Uyarlama Dilekçesi Örneği ve Dilekçe Üretim Motoru

Kesinleşmiş cezanın uyarlanması talebi, hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile başlamaktadır. Aşağıda büromuzun hazırladığı maktu uyarlama dilekçesi örneği yer almaktadır. Örnek dilekçe, 7589 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile eklenen TCK m.158/4 hükmüne ve Geçici 1 inci maddenin yedinci fıkrasına dayanmakta; ihtar talebi ile etkin pişmanlık beyanını da içermektedir.

Maktu dilekçe hakkında: Yukarıdaki örnek, genel çerçeveyi göstermektedir. Her dosyanın gerekçeli kararı, uygulanan maddeleri ve delil durumu farklı olduğundan dilekçenin dosyaya göre uyarlanması gerekmektedir. Özellikle katkının "vermek fiiliyle sınırlı" olup olmadığı değerlendirmesi, gerekçeli kararın okunmasını gerektirmektedir.

Dosyanıza Özel Dilekçe: Uyarlama Dilekçesi Üretim Motoru

Maktu dilekçe her dosyaya birebir uymadığından, büromuz dosyanızın özel koşullarına göre dilekçe üreten bir araç geliştirmiştir. Araç, sizi adım adım sorularla yönlendirmekte ve verdiğiniz cevaplara göre dilekçeyi kurmaktadır.

  • Adım adım soru akışı: Dosya bilgileri, hükmün durumu, katkının niteliği ve etkin pişmanlık tercihi ayrı ayrı sorulmaktadır.
  • Dosyanıza özel metin: Verdiğiniz cevaplara göre dilekçenin bölümleri değişmekte; kapsam dışı kalıyorsanız uyarı ekranı gösterilmektedir.
  • Word ve PDF çıktı: Dilekçe hem düzenlenebilir Word hem de baskıya hazır PDF olarak indirilebilmektedir.
  • Doğru yol seçimi: Dosyanız uyarlama yerine yargılamanın yenilenmesi kapsamına giriyorsa araç sizi buna yönlendirmektedir.
  • Verileriniz kaydedilmez: Girdiğiniz bilgiler veri tabanına yazılmamakta, belgeniz oluşturulur oluşturulmaz silinmektedir. Bilgileriniz tarayıcınızda da saklanmamakta, sayfayı yenilediğinizde kaybolmaktadır.

Kesinleşmiş Cezanın Uyarlanması Nedir?

Ceza hukukunda kural, kanunların yürürlüğe girdikleri andan itibaren ileriye etkili olarak uygulanmasıdır. Kuralın istisnası, failin lehine olan kanunun geçmişe etkili olmasıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası bu istisnayı açıkça düzenlemektedir.

TCK m.7/2 - Zaman bakımından uygulama

"Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur."

Maddedeki "ve infaz olunur" ibaresi belirleyicidir. Lehe kanun yalnızca devam eden yargılamalarda değil, infaz aşamasında da dikkate alınmaktadır. Hüküm kesinleşmiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren lehe kanunun o hükme etkisinin bir mahkeme kararıyla belirlenmesi gerekmektedir. Yargısal uygulamada bu faaliyet "mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılaması" ya da kısaca uyarlama yargılaması olarak adlandırılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26.05.2022 tarih, E. 2019/320, K. 2022/389 sayılı kararında, uyarlama yargılamasının hangi hallerde gerekli olduğunu şu biçimde tanımlamaktadır:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/320, K.2022/389, 26.05.2022 (oy birliği) - Kararın Tam Metni

"sonradan yürürlüğe giren kanunun suçun unsurlarını değiştirmesi, suça etkili halleri yeniden düzenlemesi, ceza miktarlarını öncekinden farklı alt ve üst sınırlar arasında belirlemesi gibi nedenlerle, önceki suç bakımından doğurduğu sonucun bir mahkeme kararı ile saptanması gerekir. Bu durumda "mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılaması" veya kısaca "uyarlama yargılaması" denilen bir yargılama faaliyetine ihtiyaç vardır. ... 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.05.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi."

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Uyarlama yargılaması, davanın yeniden görülmesi değildir. Kesinleşen hükümde sabit kabul edilen olay olduğu gibi kalmakta, yalnızca o olaya yeni kanunun uygulanması halinde ortaya çıkacak sonuç hesaplanmaktadır. Söz konusu ayrım, dilekçenin içeriğini doğrudan belirlemektedir. Uyarlama dilekçesinde "ben suçu işlemedim" biçiminde bir savunma ileri sürülmesi, talebin reddine yol açmaktadır. Suçsuzluk iddiası uyarlamanın değil, yargılamanın yenilenmesi kurumunun konusudur.

7589 Sayılı Kanun TCK 158 inci Maddeye Neyi Ekledi?

7589 sayılı Kanun 16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Kanunun 13 üncü maddesi, Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesine yeni bir fıkra eklemektedir. Türk Ceza Kanunu'nun güncel metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

7589 sayılı Kanun m.13 ile eklenen TCK m.158/4

"MADDE 13- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

'(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.'"

Fıkranın lafzından çıkan unsurlar tabloda gösterilmiştir.

TCK m.158/4 indiriminin unsurları
UnsurKanun metnindeki karşılığıAçıklama
Kapsanan suçlar"Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlar"Yalnızca nitelikli dolandırıcılık değil, basit dolandırıcılık (TCK m.157) da kapsamdadır.
Failin konumu"suçlara iştirakin"İndirim, suçun asıl failine değil, suça iştirak eden kişiye yöneliktir.
Sınırlama şartı"vermek fiiliyle sınırlı olması halinde"Katkının yalnızca verme fiilinden ibaret olması aranmaktadır. Katkı bunu aşıyorsa indirim uygulanmaz.
Verilen şey"banka veya kredi kartı gibi ödeme araçları"Fiziki kartlar ve benzeri ödeme araçları.
Verilen şey (bilgi)"hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları"Hesap numarası, şifre, doğrulama kodu ve benzeri erişim bilgileri.
Kurum çeşitliliği"banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları"Kripto varlık platformlarındaki hesaplar açıkça kapsama alınmıştır.
İndirim oranı"yarı oranında indirilir"Sabit oran: "yarısına kadar" değil, doğrudan yarı. Hakime oran takdiri bırakılmamıştır.
İndirimin niteliği"indirilir"Emredici ifade. Koşullar varsa uygulanması zorunludur.

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Fıkranın en çok gözden kaçan iki yönü bulunmaktadır. Birincisi, indirimin TCK m.157'yi de kapsamasıdır; kamuoyunda yalnızca nitelikli dolandırıcılık üzerinden konuşulmakta, basit dolandırıcılıktan hüküm giymiş kişiler kapsam dışında sanılmaktadır. İkincisi, oranın sabit olmasıdır. "Yarı oranında indirilir" ifadesi, mahkemeye "yarısına kadar" biçiminde bir takdir alanı bırakmamaktadır. Söz konusu husus, dilekçede açıkça vurgulanması gereken bir husustur.

Kamuoyunda "IBAN Mağduru" Denilen Grup Bu Kapsamda mıdır?

Uygulamada ve basında IBAN mağdurları olarak anılan grup, kendi banka hesabını ya da hesabına erişim sağlayan bilgileri başkasına vermiş olması nedeniyle dolandırıcılık suçundan yargılanan ve çoğunlukla TCK m.158 uyarınca hüküm giymiş kişilerden oluşmaktadır. Söz konusu adlandırma hukuki bir kavram değil, günlük dilde yerleşmiş bir tabirdir; kanun metninde geçmemektedir.

Kanunun aradığı ölçüt, kişinin nasıl adlandırıldığı değil, katkısının niteliğidir. Katkı, hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgilerin veya ödeme araçlarının verilmesiyle sınırlı kalmışsa TCK m.158/4 uygulanmaktadır. Dolayısıyla kendisini IBAN mağduru olarak tanımlayan bir kişi bakımından da yapılacak ilk iş, gerekçeli kararda katkının nasıl tanımlandığının incelenmesidir.

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: "IBAN mağduru" tabiri, kişinin kendisini nasıl gördüğünü anlatmakta; mahkemenin dosyayı nasıl değerlendirdiğini göstermemektedir. Aynı tabiri kullanan iki kişiden birinin gerekçeli kararında yalnızca hesabın verildiği yazılıyken, diğerinde paranın bizzat çekildiği ya da mağdurla iletişim kurulduğu yazılı olabilmektedir. Birincisinde TCK m.158/4 koşulları güçlü biçimde oluşmakta, ikincisinde ise "vermek fiiliyle sınırlı olma" şartı tartışmalı hale gelmektedir. Değerlendirme her zaman gerekçeli karar üzerinden yapılmalıdır.

7589 Sayılı Kanun Kesinleşmiş Hükümlere Nasıl Uygulanır?

Kanun koyucu, yeni fıkranın geçmişe etkisini genel hükümlere bırakmamış; 7589 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinde iki ayrı grup için iki ayrı düzenleme yapmıştır. Hangi düzenlemenin uygulanacağı, dosyanın bulunduğu aşamaya göre belirlenmektedir.

Dosyanın aşamasına göre uygulanacak hüküm
Dosyanın durumuUygulanacak hükümSonuç
Hüküm verilmiş, dosya istinafta veya Yargıtay'da (kanun yolu incelemesinde)Geçici m.1/(6)Bölge adliye mahkemesince bozma kararı verilir, dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığındaki dosyalar da ilk derece mahkemesine gönderilir.
Hüküm kesinleşmiş, dosya infaz aşamasındaGeçici m.1/(7)Etkin pişmanlık için ihtardan itibaren altı ay süre tanınır; ayrıca genel hükümlere göre uyarlama yargılaması yapılır.
Hüküm verilmiş, kanun yoluna başvurulmadığı için kanunun yürürlüğünden sonra kesinleşmişGeçici m.1/(7) son cümleSöz konusu hükümler bakımından da uygulanır.

Dosyası Kanun Yolunda Olanlar: Geçici Madde 1/(6)

7589 sayılı Kanun Geçici m.1/(6)

"(6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir."

Anılan grupta hüküm henüz kesinleşmemiştir. Dosya, yeni fıkra uygulanmak üzere ilk derece mahkemesine dönmekte ve orada yeniden hüküm kurulmaktadır. Yapılan işlem uyarlama değil, olağan yargılamanın devamıdır. Dolayısıyla bu grupta uyarlama dilekçesi değil, ilgili mercie sunulacak beyan dilekçesi söz konusudur.

Dosyası İnfaz Aşamasında Olanlar: Geçici Madde 1/(7)

Rehberin asıl konusunu oluşturan grup budur. Hüküm kesinleşmiş, kişi cezasını çekmeye başlamıştır.

7589 sayılı Kanun Geçici m.1/(7)

"(7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır."

Fıkranın getirdiği düzenleme, ceza hukukunda alışılmış bir durum değildir. Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesi, etkin pişmanlık için yalnızca iki zaman dilimi tanımaktadır: kovuşturma başlamadan önce ve kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmezden önce. Hüküm kesinleştikten sonra, infaz sırasında yapılan ödeme için kanunda kural olarak bir indirim kademesi bulunmamaktadır. 7589 sayılı Kanun, kapsamına giren hükümlüler bakımından bu boşluğu açık bir geçiş hükmüyle kapatmıştır.

Geçici m.1/(7)'den yararlanmanın koşulları
#KoşulKanun metnindeki dayanak
1Hüküm, 31.07.2026 tarihinden önce verilmiş olmalıdır"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ... haklarında hüküm verilmiş"
2Hüküm TCK m.157 veya m.158 uyarınca verilmiş olmalıdır"5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca"
3Dosya infaz aşamasında olmalıdır"dosyası infaz aşamasında olan"
4Hükümlü hakkında daha önce TCK m.168 uygulanmamış olmalıdır"haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden"
5Hükümlü, yeni TCK m.158/4'ün uygulanacağı kişilerden olmalıdır"dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler"
6Zarar, ihtardan itibaren altı ay içinde giderilmelidir"mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde"
7Zarar tamamen giderilmelidir"aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde"

Dördüncü koşula dikkat: Yargılama sırasında hakkında TCK m.168 etkin pişmanlık indirimi uygulanmış olan hükümlü, Geçici m.1/(7) kapsamındaki bu ikinci imkandan yararlanamamaktadır. Kanun metni bu kişileri açıkça dışarıda bırakmıştır. Ancak TCK m.158/4 indiriminden yararlanma imkanı bundan bağımsızdır; m.158/4 koşulları taşınıyorsa uyarlama talebi ayrıca ileri sürülebilmektedir.

Dördüncü Koşulun Amacı Nedir, Kimler Kapsam Dışında Kalır?

Koşulun amacı, aynı gerekçeye dayanan indirimin iki kez uygulanmasını önlemektir. Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesi uyarınca indirim yapılabilmesi için mağdurun zararının giderilmiş olması gerekmektedir. Hakkında bu madde uygulanmış olan hükümlü, zararı gidermiş ve karşılığında indirimini almış kişidir. Geçici m.1/(7) ise indirimini henüz almamış olanlara, hüküm kesinleştikten sonra ödeme yaparak aynı imkandan yararlanma hakkı tanımaktadır. Kanun koyucu, indirimini bir kez almış olanı ikinci kez aynı sebeple ödüllendirmemektedir.

Koşulun uygulanmasında belirleyici olan, maddenin gerekçeli kararda fiilen uygulanmış olup olmadığıdır. Etkin pişmanlık talebinin ileri sürülüp de mahkemece reddedilmiş olması, örneğin zarar giderilmediği için uygulanmamış bulunması halinde, hükümlü hakkında madde uygulanmamış sayılmakta ve kişi Geçici m.1/(7) kapsamında kalmaktadır. Aynı biçimde, hükümde 168 inci maddeye hiç değinilmemiş olması da kapsam içinde bulunmayı gerektirmektedir. Kapsam dışında kalan yalnızca, cezasından bu madde uyarınca fiilen indirim yapılmış olan hükümlüdür. Maddenin birinci fıkrası uyarınca mı yoksa ikinci fıkrası uyarınca mı indirim yapıldığı sonucu değiştirmemektedir; fıkra "168 inci maddesi uygulanmamış" diyerek maddenin tamamına atıf yapmaktadır.

Otomatik indirim yoktur: Hükümlünün kapsamda olduğunun anlaşılması, cezasından kendiliğinden indirim yapılacağı anlamına gelmemektedir. Geçici m.1/(7) "faydalanabilir" ifadesini kullanmakta, indirimi üç şarta bağlamaktadır: mahkemenin ihtarda bulunması, ihtardan itibaren altı ay içinde zararın tamamen giderilmesi ve bunun belgelenmesi. Ayrıca uygulanacak olan TCK m.168/2 hükmü indirimi "yarısına kadar" biçiminde düzenlediğinden, oran mahkemenin takdirindedir. Buna karşılık TCK m.158/4 indirimi ödeme şartına bağlı değildir ve koşulları varsa uygulanması zorunludur.

Uyarlama Dilekçesi Hangi Mahkemeye Verilir?

Kesinleşmiş cezanın uyarlanmasında başvurulacak merci, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 inci maddesinde gösterilmiştir. Maddenin birinci fıkrası, 14 Nisan 2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra görev bakımından iki bende ayrılmıştır:

5275 sayılı Kanun m.98/1 (yürürlükteki metin)

"(1) a) Mahkumiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemeden, b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hakimliğinden, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir."

Ayrım önemlidir. 7589 sayılı Kanun sonradan yürürlüğe giren bir kanun hükmü olduğundan ve Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, uyarlama talebi (a) bendi kapsamındadır ve hükmü veren mahkemeye yöneltilir. Buna karşılık uyarlama kararından sonra müddetnamedeki gün hesabına ilişkin bir uyuşmazlık doğarsa, bu (b) bendi kapsamında olup infaz hakimliğinin görevindedir. 2020 yılından önceki tarihli kararlarda maddenin değişiklikten önceki hali aktarılmaktadır; süre ve merci hesabında yürürlükteki metin esas alınmalıdır.

Başvurulacak merci, cezayı infaz eden Cumhuriyet başsavcılığı ya da infaz hakimliği değil, hükmü veren mahkemedir. Uygulamada bu, dosyanın esas numarasının bulunduğu asliye ceza veya ağır ceza mahkemesidir. Hüküm istinaf ya da temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş olsa dahi başvuru yine ilk derece mahkemesine yapılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yukarıda anılan 26.05.2022 tarihli kararında, 5275 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin bu konudaki genel düzenleme olduğunu şöyle belirtmektedir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/320, K.2022/389, 26.05.2022 (oy birliği) - Kararın Tam Metni

"Görüldüğü gibi 5275 sayılı Kanun'un 98 ila 101. maddeleri, herhangi bir ceza normunun hükmün kesinleşmesinden sonra değişmesi halinde yapılacak uyarlama yargılamasına ilişkin genel bir düzenlemeyi içermektedir. ... 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.05.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi."

Yanlış Mercie Başvurmak Hak Kaybına Yol Açar mı?

Ceza Muhakemesi Kanunu bu konuda koruyucu bir hüküm içermektedir.

CMK m.264

"(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.
(2) Bu halde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhal görevli ve yetkili olan mercie gönderir."

Merci konusunda yanılma başvuru hakkını ortadan kaldırmamakta, başvuru görevli mercie gönderilmektedir. Ne var ki bu yol, dosyanın mercie ulaşmasını geciktirmektedir. Dilekçenin doğrudan hükmü veren mahkemeye verilmesi zaman kazandırmaktadır.

Uyarlama Yargılaması Duruşmalı mı Yapılır?

Kural, kararın duruşma açılmaksızın, dosya üzerinden verilmesidir. 5275 sayılı Kanun'un 101 inci maddesi, 98 ila 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararların duruşma yapılmaksızın verileceğini ve bu kararların itiraza tabi olacağını düzenlemektedir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 20.09.2010 tarih, E. 2010/20742, K. 2010/18846 sayılı kararında, kapsamlı araştırma ve takdir gerektiren bir dosyada dahi duruşmaya gerek bulunmadığına şöyle hükmetmiştir:

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E.2010/20742, K.2010/18846, 20.09.2010 (oy birliği) - Kararın Tam Metni

"aynı Kanun'un 101. maddesinin (1). fıkrasında ise, "cezanın infazı sırasında, 98 ila 100. maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararların duruşma yapılmaksızın verileceği" öngörülmüş olduğundan, 5941 sayılı Kanun'un hükümlü lehine olup olmadığı yönünde yapılacak değerlendirmede, duruşma açılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu durum, mahkemenin yeni yasal düzenleme yönünden gerekli araştırmaları yapmasına engel değildir. ... Ankara Sekizinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.01.2010 tarihli ve 2010/500 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince (BOZULMASINA); ... 20.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi."

Kuralın önemli bir istisnası bulunmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 12.06.2024 tarih, E. 2022/240, K. 2024/194 sayılı kararında, belirli hallerde duruşma açılmasını zorunlu saymış ve bunu şöyle belirlemiştir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/240, K.2024/194, 12.06.2024 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni

"Bu yargılama gerçekleştirilirken, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması veya takdir hakkının öncekinden farklı biçimde ve kanunda öngörülen alt sınırın üzerinde ceza tayin edilerek kullanılması söz konusu ise ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, kanun koyucunun "derhal uygulanabilirlik" kavramıyla amaçladığının dışında kalan bu gibi hallerde yargılamanın duruşmalı yapılması zorunludur. Bunun dışındaki hallerde ise evrak üzerinde inceleme yapılarak karar vermek olanaklı hale gelebilecektir. ... 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2024 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 12.06.2024 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi."

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: İki karar arasındaki fark, işin niteliğinden kaynaklanmaktadır. Yapılacak iş salt bir hesap işiyse dosya üzerinden karar verilmektedir. Ancak zarar giderimi belgesinin değerlendirilmesi, etkin pişmanlık iradesinin tespiti ve indirim oranının takdiri gündeme geldiğinde, işin niteliği duruşmayı gerektirmektedir. 7589 sayılı Kanun kapsamındaki başvuruların önemli bölümünde etkin pişmanlık talebi de bulunacağından, dilekçede duruşma açılması talebinin ileri sürülmesi dayanaksız değildir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi de etkin pişmanlık iradesinin duruşmada tespit edilmemesini bozma sebebi saymaktadır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 08.12.2020 tarih, E. 2020/5479, K. 2020/14589 sayılı kararında, etkin pişmanlık iradesinin duruşmada tespit edilmemesini şöyle bozma sebebi saymıştır:

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E.2020/5479, K.2020/14589, 08.12.2020 (oy birliği) - bozma gerekçesi - Kararın Tam Metni

"sanığın ve müştekinin duruşmaya çağrılarak müştekinin zararının kapsamı ve sanığın etkin pişmanlık iradesi gösterip göstermediği şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilip, sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 168. maddesinde belirtilen hükümlerin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması ... Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde, ceza miktarı yönünden 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 08.12.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi."

Uyarlama Kararına Karşı Hangi Kanun Yoluna Başvurulur?

Uyarlama talebi hakkında verilen karara karşı başvurulacak kanun yolu itirazdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yukarıda anılan 26.05.2022 tarihli kararında, hangi halde itiraz hangi halde temyiz yoluna gidileceğini iki şarta bağlamıştır:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/320, K.2022/389, 26.05.2022 (oy birliği) - Kararın Tam Metni

"Bu itibarla, sonradan yürürlüğe giren ve lehe hüküm içeren kanunun 5237 sayılı TCK olması ve mahkumiyet hükmünün de 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş olması halinde, uyarlama yargılaması özel düzenlemeyi içeren 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen usule göre gerçekleştirilecek ve uyarlama yargılaması sonucunda verilen hüküm de temyiz kanun yoluna tabi olacaktır. Bu iki şartın birlikte gerçekleşmediği hallerde ise uyarlama yargılaması 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre değil, 5275 sayılı Kanun'un 98 ila 101. maddelerine göre yapılacak ve yargılama sonucunda verilen hüküm ise itiraz kanun yoluna tabi olacaktır. ... 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.05.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi."

7589 sayılı Kanun kapsamındaki başvurularda bu iki şart birlikte gerçekleşmemektedir. Lehe hüküm getiren kanun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kendisi değil, onu değiştiren 7589 sayılı Kanun'dur; ayrıca bu dosyalardaki hükümler 1 Haziran 2005 tarihinden sonra kesinleşmiştir. Şartlar birlikte gerçekleşmediğinden uyarlama 5275 sayılı Kanun'un 98 ila 101 inci maddelerine göre yapılmakta ve karara karşı itiraz yoluna başvurulmaktadır. Aynı sonuç, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yukarıda anılan 12.06.2024 tarihli kararında da şöyle tekrarlanmıştır:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/240, K.2024/194, 12.06.2024 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni

"Uyarlama yargılamasının 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi uyarınca yapıldığı hallerde verilen karar aynı Kanun'un 101. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna; 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre yapıldığı hallerde ise bu Kanun'da açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle genel hükümler uygulanmak suretiyle temyiz yasa yoluna tabi olacaktır. ... 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2024 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 12.06.2024 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi."

İtiraz Süresi Kaç Gündür?

İtiraz süresi iki haftadır. Süre, kararın öğrenildiği günden itibaren işlemeye başlamakta ve dilekçe kararı veren mahkemeye verilmektedir.

CMK m.268/1

"Hakim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hallerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır."

Uyarlama kararına karşı itiraz, hükmü veren mahkemeye sunulmaktadır. Mahkeme itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltmekte, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie göndermektedir.

Etkin Pişmanlık İçin Tanınan Altı Aylık Süre Nasıl İşler?

Geçici m.1/(7)'nin öngördüğü mekanizma üç aşamalıdır: mahkemenin ihtarı, ihtardan itibaren altı ay içinde zararın tamamen giderilmesi ve bunun üzerine Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması.

TCK m.168/2 - Etkin pişmanlık

"(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir."

Maddenin lafzında indirim "yarısına kadar" biçiminde düzenlenmiştir. Yani TCK m.158/4'ün aksine burada oran sabit değil, üst sınırlıdır ve mahkemenin takdirine bağlıdır.

İki indirim arasındaki farklar
ÖlçütTCK m.158/4 (7589 ile eklendi)TCK m.168/2 (Geçici m.1/(7) yoluyla)
İndirim oranıYarı oranında (sabit)Yarısına kadar (üst sınır)
Takdir yetkisiOranda takdir yoktur; kanun "indirilir" demektedir. Buna karşılık fıkranın koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini, yani katkının vermek fiiliyle sınırlı kalıp kalmadığını mahkeme değerlendirir.Oranda takdir vardır; mahkeme yarıya kadar olan oranı somut olaya göre belirler.
ŞartKatkının yalnızca verme fiiliyle sınırlı olmasıZararın altı ay içinde tamamen giderilmesi
Ödeme gerekir mi?HayırEvet
Daha önce m.168 uygulananlarYararlanabilirYararlanamaz

İki İndirim Hangi Sırayla Uygulanır?

Cezanın belirlenmesindeki sıra, Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesinde gösterilmiştir.

TCK m.61/4 ve m.61/5

"(4) Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; temel cezada önce artırma sonra indirme yapılır.
(5) Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir."

Etkin pişmanlık, cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler arasında yer almaktadır. TCK m.158/4 indirimi ise ister suçun daha az cezayı gerektiren nitelikli hali sayılsın, ister iştirak başlığı altında değerlendirilsin, her iki okumada da sıralamada etkin pişmanlıktan önce gelmektedir. Uygulama sırası tabloda gösterilmiştir.

İndirimler ardışık uygulanmaktadır. Maddenin beşinci fıkrası "belirlenen ceza üzerinden sırasıyla" ifadesini kullanmaktadır. Buna göre her indirim, temel ceza üzerinden ayrı ayrı değil, bir önceki basamakta ulaşılan ceza üzerinden yapılmaktadır. Aşağıdaki örnekte TCK m.168/2 indirimi dört yıllık temel ceza üzerinden değil, TCK m.158/4 uygulandıktan sonra kalan iki yıl üzerinden hesaplanmaktadır. Takdiri indirim de kendinden önceki basamağın sonucu üzerinden uygulanmaktadır. İndirim oranlarının toplanarak tek seferde uygulanması kanunun öngördüğü sıralamaya aykırıdır.

Örnek hesap sırası (temel ceza 4 yıl varsayımıyla)
SıraUygulanan hükümEtkiÖrnek sonuç
1Temel ceza (TCK m.61/1)Mahkemece belirlenir4 yıl
2TCK m.158/4Yarı oranında indirim (sabit)2 yıl
3TCK m.168/2Yarısına kadar indirim (takdiri)1 yıl ila 2 yıl arası
4TCK m.62 (takdiri indirim)Altıda birine kadar indirim (takdiri)Mahkemenin takdirine göre

Hesap uyarısı: Yukarıdaki tablo, kanunun öngördüğü sıralamayı göstermek amacıyla düzenlenmiştir; bir sonuç taahhüdü içermemektedir. İkinci ve üçüncü basamaklardaki indirimlerden yalnızca ilki sabittir. Üçüncü ve dördüncü basamaklar mahkemenin takdirindedir ve her dosyada farklı sonuç doğurabilmektedir. Somut cezanızın ne olacağı, dosyanızdaki temel cezaya ve mahkemenin takdirine bağlıdır. Ayrıca TCK m.158/4 indiriminin sıralamada tam olarak hangi basamakta uygulanacağı, hüküm 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdiğinden henüz yargı kararlarıyla belirlenmiş değildir; yukarıdaki sıra, Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesinin lafzından çıkarılmıştır.

Zarar Giderimi Nasıl Belgelenir?

Etkin pişmanlık talebinin en sık reddedilme sebebi, ödemenin belgelenmemesidir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2026 tarihli ve doğrudan banka aracı kılınarak dolandırıcılık suçuna ilişkin kararında, salt beyanın yeterli olmadığını ortaya koymuştur:

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2026/390, K.2026/1080, 02.02.2026 (oy birliği) - Kararın Tam Metni

"sorgusu sırasında katılanın zararını karşıladığını beyan eden sanığın bu hususta herhangi bir bilgi/belge sunamaması ile şikayetçinin yargılama sırasında alınan beyanında ve Mahkeme tarafından düzenlenen tutanak içeriğine göre zararının karşılanmadığını bildirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında mevcut durum itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmadığı"

Dosyaya sunulması gereken belgeler şunlardır:

  • Ödemeye ilişkin banka dekontu veya havale/EFT belgesi (alıcı adı ve tutar görünecek biçimde)
  • Mağdurun zararının giderildiğine dair yazılı beyanı
  • Ödemenin hükümlü adına yapıldığını gösteren belge (üçüncü kişi ödemesi halinde)
  • Hükümlünün pişmanlık beyanını içeren dilekçe
  • Mahkemece yapılan ihtarın tebliğ tarihini gösteren tebligat evrakı

En sık yapılan hata: Mağdurun "şikayetimden vazgeçiyorum" biçimindeki beyanı, ceza indirimine muvafakat anlamına gelmemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, şikayetten vazgeçme dilekçesinin kısmi iadeye zımnen muvafakat sayılamayacağına hükmetmiştir. Nitekim mağdurdan alınacak beyanda, zararının giderildiğinin yanı sıra ceza indirimine muvafakat edildiğinin de açıkça yer alması gerekmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 15.11.2016 tarih, E. 2014/360, K. 2016/421 sayılı kararında, şikayetten vazgeçme dilekçesinin kısmi iadeye zımni muvafakat sayılıp sayılamayacağını şöyle belirlemiştir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2014/360, K.2016/421, 15.11.2016 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni

"mağdurenin ... dilekçesinin giderilecek zararının kalmaması nedeniyle kısmi iadeye zımni olarak muvafakat verdiği şeklinde geniş yorumlanamayacağı ... 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE, 2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2016 günü yapılan müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından 15.11.2016 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi."

Parayı Yakınım Öderse Etkin Pişmanlık Sayılır mı?

Cezaevinde bulunan hükümlünün ödemeyi bizzat yapması çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yukarıda anılan 15.11.2016 tarihli kararında, üçüncü kişi tarafından yapılan ödemeyi belirli şartla şöyle kabul etmektedir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2014/360, K.2016/421, 15.11.2016 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni

"sanığın en azından pişmanlığını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunması, karşı duruş sergilememesi koşuluyla, suç nedeniyle meydana gelen zararın, sanık adına, üçüncü kişilerce giderilmesi halinde de sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olayın özelliklerine göre mümkün olabilecektir. ... 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE, 2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2016 günü yapılan müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından 15.11.2016 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi."

Aranan şart, ödemenin hükümlünün iradesiyle bağlantılı olmasıdır. Anılan sebeple dekontun yanına hükümlünün kendi imzasını taşıyan pişmanlık beyanının eklenmesi önem taşımaktadır.

Cebri icra uyarısı: Paranın bloke edilmiş hesaptan iade edilmesi, icra yoluyla tahsil edilmesi ya da hükümlünün rızası dışında üçüncü kişilerce ödenmesi etkin pişmanlık sayılmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu halleri açıkça kapsam dışında tutmuştur. Hesabı bloke edildiği için mağdura para dönmüş olan hükümlünün, bu iadeye dayanarak etkin pişmanlık talep etmesi sonuç vermemektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 27.05.2008 tarih, E. 2008/11-127, K. 2008/147 sayılı kararında, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyecek halleri şöyle belirlemiştir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2008/11-127, K.2008/147, 27.05.2008 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni

"iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu eşyanın ele geçirilmesi, arama neticesinde saklanan şeyin bulunması gibi hallerde ... failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden 5237 sayılı Yasanın 168. maddesi uyarınca uygulama yapılamayacaktır. ... 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2-Dosyanın Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 27.05.2008 günü yapılan müzakerede oyçokluğu ile karar verildi."

"Sırf Cezadan Kurtulmak İçin Ödüyor" İtirazı Sonuç Verir mi?

Uygulamada sıkça karşılaşılan ret gerekçelerinden biri, ödemenin samimi pişmanlıktan değil, cezadan kurtulma amacından kaynaklandığı yönündedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yukarıda anılan 27.05.2008 tarihli kararında, bu yaklaşımı benimsememektedir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2008/11-127, K.2008/147, 27.05.2008 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni

"Ödemenin yapılmasında, cezadan kurtulma saikinin de etkili olduğunda kuşku bulunmasa bile, önemli olan diğer saiklerin ne olduğu değil, zararın giderilmesinde etken olan saiklerden birisinin de "bizzat duyulan pişmanlık" olmasıdır. ... 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2-Dosyanın Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 27.05.2008 günü yapılan müzakerede oyçokluğu ile karar verildi."

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Anılan kararda, hükümlü cezaevinden el yazısıyla dilekçe göndererek ödemek istediğini bildirmiş, ödemeyi ise ailesi yapmıştır. Ceza Genel Kurulu bu tabloyu etkin pişmanlık saymıştır. Karardan çıkan pratik ders şudur: hükümlünün kendi iradesini dosyaya yansıtan bir belge bulunmalıdır. Ödemenin ailesi tarafından yapılmış olması engel değildir; engel olan, hükümlünün iradesinin dosyada hiç görünmemesidir.

Uyarlama Başvurusu İnfazı Durdurur mu?

Geçici m.1/(7), bu konuda açık bir sınırlama getirmektedir. Fıkranın ilgili cümlesi şöyledir:

7589 sayılı Kanun Geçici m.1/(7), ikinci cümle

"Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez."

Cümle iki sınırlama taşımaktadır. Birincisi zaman bakımındandır: yasak, zarar "tamamen giderilinceye kadar" sürmektedir. İkincisi kapsam bakımındandır: yasak, "bu fıkra uyarınca" verilecek kararlarla sınırlı tutulmuştur. Dolayısıyla ödeme yapılmadan yalnızca altı aylık süreye dayanılarak infazın durdurulması istenememektedir.

Yorum uyarısı: Yukarıdaki iki sınırlama kanunun lafzından çıkarılmıştır. 7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu fıkrayı yorumlayan yerleşik bir yargı kararı henüz bulunmamaktadır. Uygulamanın nasıl şekilleneceği izlenmekte olup rehber, yeni kararlar çıktıkça güncellenecektir.

Uyarlama Kararı İnfaz Tarihlerini Değiştirir mi?

Uyarlama sonucunda cezanın miktarı azalabilmekte, buna bağlı olarak müddetname yeniden düzenlenmektedir. Öte yandan uyarlama kararı, hükmün kesinleşme tarihini değiştirmemektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kanun yararına bozma istemini kabul eden E.2025/8558, K.2026/2777 sayılı ve 10.04.2026 tarihli kararında bu husus açıkça belirtilmiştir: uyarlama yargılaması sonunda verilen karar, infaz yeteneği bulunan ilk hükmü değiştirmekten ibaret olup kararın kesinleşme tarihini değiştirmemektedir.

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Bu ayrım, kesinleşme tarihine bağlanan infaz haklarında önem taşımaktadır. Denetimli serbestlik geçiş hükümleri gibi belirli bir tarihte cezaevinde bulunmayı ya da hükmün belirli bir tarihten önce kesinleşmiş olmasını arayan düzenlemelerde, uyarlama kararı kendiliğinden bir tarih avantajı sağlamamaktadır. Uyarlamadan beklenen fayda cezanın miktarındaki azalmadır; takvimdeki kayma değildir.

Uyarlama mı, Yargılamanın Yenilenmesi mi? Doğru Yolu Seçmek

Kesinleşmiş hükme karşı başvurulabilecek iki ayrı yol bulunmaktadır ve bunlar birbirinin alternatifi değildir. Yanlış yola başvurulması talebin reddiyle sonuçlanmaktadır.

Uyarlama ile yargılamanın yenilenmesi arasındaki fark
ÖlçütUyarlama yargılamasıYargılamanın yenilenmesi
DayanakTCK m.7/2, 5275 s.K. m.98CMK m.311 ve devamı
SebepSonradan yürürlüğe giren lehe kanunYeni olay veya yeni delil, sahtelik, hakim kusuru vb.
AmaçCezanın yeni kanuna göre yeniden belirlenmesiBeraat veya daha hafif kanun hükmünün uygulanması
Olay yeniden tartışılır mı?HayırEvet
Kanun yoluİtirazİtiraz
7589 kapsamındaki başvuruDoğru yol budurYalnızca ayrıca yeni delil varsa

Ceza Muhakemesi Kanunu, yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamayacak iki hali açıkça düzenlemektedir.

CMK m.315 - Yargılamanın yenilenmesinin kabul edilmeyeceği hal

"(1) Kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez.
(2) Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez."

Yol seçimi uyarısı: Yalnızca TCK m.158/4 indiriminden yararlanmak için yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması, CMK m.315 karşısında sonuç vermemektedir. Uyarlama yolu açıkken yenileme istenemez. Öte yandan kişinin hesabının bilgisi dışında kullanıldığını gösteren yeni bir delil ortaya çıkmışsa, bu ayrı bir yenileme sebebidir ve uyarlamadan bağımsız olarak ileri sürülebilmektedir.

Hangi Belgeler "Yeni Delil" Sayılmaktadır?

Yeni delil ölçütü, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 04.05.2023 tarih, E. 2022/574, K. 2023/272 sayılı kararında şöyle tanımlanmıştır:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/574, K.2023/272, 04.05.2023 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni

"Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. ... 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi."

Aynı kararda sınır da çizilmiştir. Dosyaya bir kez girmiş ve herhangi bir aşamada değerlendirilmiş delil yeni sayılmamaktadır:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/574, K.2023/272, 04.05.2023 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni

"Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. ... 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi."

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2025 ve 2026 tarihli kararlarında, hesabı kullanılan kişiler bakımından yenileme talebinin kabule şayan sayılmasına yol açan belgeler somutlaşmıştır.

Yenileme talebini kabule şayan kılan belge örnekleri
KararTarihYeni delil sayılan belge
11. CD, E.2026/993, K.2026/274109.03.2026Başka mahkemedeki beraat kararı ve o dosyadaki bilirkişi IP raporu; tanığın iki dosyadaki çelişkili beyanları
11. CD, E.2025/3006, K.2025/1578708.12.2025Hüküm kesinleştikten sonra üçüncü kişilerin, hattın gerçek kullanıcısının başkası olduğuna dair verdikleri dilekçeler
11. CD, E.2025/2561, K.2025/1638222.12.2025Banka ile görüşme kayıtları, hesap kapatma dilekçesi ve hükümlünün müşteki sıfatıyla verdiği ifade tutanağı

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Üç kararın ortak yönü, söz konusu belgelerin yargılama sırasında mahkemenin önüne hiç gelmemiş olmasıdır. Nitekim son kararda mahkumiyet, hükümlünün "emniyete müşteki olarak başvurdum" savunmasının emniyet yazısıyla doğrulanmamış olmasına dayandırılmış; hüküm kesinleştikten sonra ilgili ifade tutanağı bulunmuştur. Çıkan uyarı nettir: hesabın ele geçirildiği savunması, o tarihte bankaya veya emniyete başvurulduğunu gösteren belgeyle desteklenmediği sürece kabul görmemektedir. Anılan belgeler sonradan temin edilebiliyorsa yenileme yolu açılmaktadır.

Ayrıca belirtmek gerekir ki üç kararda da varılan sonuç, yenilemenin kabulü değil, talebin kabule şayan olduğuna karar verilmesi gerektiğidir. Sonrasında deliller toplanmakta ve sonuç yine ret olabilmektedir.

Uyarlamada Cezanın Artması İhtimali Var mıdır?

Kesinleşmiş hükümde değişiklik yargılamasında, olağan kanun yollarındaki aleyhe değiştirme yasağı uygulanmamaktadır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 29.04.2025 tarih, E. 2025/4016, K. 2025/7638 sayılı kararında bu hususu açıkça şöyle ortaya koymaktadır:

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E.2025/4016, K.2025/7638, 29.04.2025 (oy birliği) - Kararın Tam Metni

"Kesin hükümde değişiklik yargılaması sonucu verilen yeni hükümler, infaz aşamasında ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle "aleyhe sonuç doğurmama ilkesi" bu hükümler yönünden geçerli değildir. ... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.09.2024 tarihli ve 2024/891 Esas, 2024/1439 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi."

Aynı kararda bu yaklaşımın gerekçesi de açıklanmıştır:

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E.2025/4016, K.2025/7638, 29.04.2025 (oy birliği) - Kararın Tam Metni

"Anılan maddede aleyhe sonucu değiştirmeme ilkesi görüldüğü üzere "sanıklar" yönünden kabul edilmiştir. Sanık ise, hakkında henüz kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan kişidir. Halbuki uyarlama yargılaması, hakkında kesinleşmiş ve infaz yeteneği bulunan bir hüküm verilmiş kişiler için söz konusudur. ... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.09.2024 tarihli ve 2024/891 Esas, 2024/1439 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi."

Mevcut tek güvence, verilecek yeni cezanın ilk kesinleşmiş hükümdeki cezayı aşamamasıdır. Aynı kararda bu sınır şöyle ifade edilmiştir: "bozma sonrasında ilk kesinleşmiş hükümdeki cezayı aşmamak koşuluyla daha ağır cezanın hükmü veren ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilmesi gerekmektedir."

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Bu tespit, uygulamada yaygın olan "başvurursam bir şey kaybetmem" düşüncesini düzeltmektedir. Uyarlama yargılamasında mahkeme, yeni kanunun ilgili hükümlerini bütünüyle uygulamakta ve sonucu ilk hükümle karşılaştırmaktadır. Teorik olarak sonucun ilk hükümden daha lehe çıkmaması ihtimali bulunmaktadır. Ancak TCK m.158/4'teki indirim sabit ve emredici olduğundan, koşulları taşıyan dosyalarda lehe sonuç doğması beklenmektedir. Başvuru öncesinde dosyanın m.158/4 koşullarını gerçekten taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi, bu nedenle önem taşımaktadır.

TCK 158/4 İndiriminden Kimler Yararlanamaz?

Fıkranın uygulanmasını engelleyen haller, kanun metnindeki "iştirakin ... vermek fiiliyle sınırlı olması" şartından çıkmaktadır.

İndirimin uygulanmasını engelleyen durumlar
DurumNeden engel oluşturur?
Mağdurla doğrudan iletişime geçmek, telefonda konuşmakKatkı, "vermek" fiilini aşmaktadır
Hesaba gelen parayı çekmek veya başka hesaba aktarmakKatkı, "vermek" fiilini aşmaktadır
İlan vermek, sahte belge düzenlemekAldatıcı fiile doğrudan katılım söz konusudur
Suçun asıl faili olmakFıkra, iştirak edenler için düzenlenmiştir
Çok sayıda kişiden hesap toplayıp organize etmekKatkı, kendi hesabını vermenin ötesindedir

Değerlendirme uyarısı: Yukarıdaki tablo kanun metninin lafzından türetilmiştir ve genel bilgi niteliğindedir. Katkının "vermek fiiliyle sınırlı" olup olmadığı, her dosyada iddianame, gerekçeli karar ve dosyadaki delillere göre ayrıca değerlendirilmektedir. Aynı biçimde nitelendirilen iki dosyada sonuç farklı olabilmektedir.

Uyarlama Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Uyarlama dilekçesi, kesinleşmiş bir hükme ilişkin olduğundan dava dilekçesinden farklı bir yapıya sahiptir. Dilekçenin amacı, mahkemeye hangi hükmün hangi yeni kanun karşısında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektir.

Uyarlama Dilekçesinde Bulunması Gereken Bilgiler

  • Mahkeme adı: Hükmü veren mahkemenin tam adı
  • Dosya bilgisi: Esas ve karar numarası ile karar tarihi
  • Kesinleşme bilgisi: Hükmün hangi tarihte ve hangi yolla kesinleştiği
  • İnfaz bilgisi: Ceza infaz kurumu adı, hükümlü numarası ve müddetname bilgileri
  • Talebin dayanağı: 7589 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile eklenen TCK m.158/4 ve Geçici m.1/(7)
  • Somut olayla bağlantı: Hükümlünün katkısının neden yalnızca hesap ya da ödeme aracı vermek fiiliyle sınırlı olduğu
  • Etkin pişmanlık talebi: İleri sürülecekse, ihtar talebi ve ödeme iradesinin açık beyanı
  • Duruşma talebi: Etkin pişmanlık değerlendirmesi isteniyorsa gerekçesiyle birlikte
  • Netice-i talep: Uyarlama yapılarak cezanın yeniden belirlenmesi ve müddetnamenin buna göre düzenlenmesi

Dilekçeye Eklenmesi Gereken Belgeler

Uyarlama dilekçesi ekleri
BelgeNeden gerekli?Zorunlu mu?
Gerekçeli karar örneğiKatkının niteliğini ve uygulanan maddeleri gösterirEvet
Kesinleşme şerhiHükmün kesinleştiğini ve tarihini kanıtlarEvet
Müddetnameİnfaz durumunu ve tarihleri gösterirEvet
Kimlik belgesi örneğiKimlik tespitiEvet
VekaletnameAvukat aracılığıyla başvuruluyorsaDuruma göre
Ödeme dekontuEtkin pişmanlık talebi varsaDuruma göre
Mağdur beyanıZararın giderildiğini ve indirime muvafakat edildiğini gösterirDuruma göre
İhtar tebligatıAltı aylık sürenin başlangıcını kanıtlarDuruma göre

Cezaevindeki Hükümlü Dilekçesini Nasıl Verebilir?

Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, dilekçesini kurum idaresine teslim ederek verebilmektedir. Kurum kaydına giren dilekçe, kayıt tarihinde verilmiş sayılmaktadır. Dilekçenin kurum kayıt numarasının ve tarihinin not edilmesi, sonraki takip bakımından önem taşımaktadır. Hükümlünün yakınları da, hükümlü adına vekaletname ile hareket eden bir avukat aracılığıyla başvuru yapabilmektedir. Sürece ilişkin genel sorular için ceza hukuku sıkça sorulan sorular sayfamız yararlı olabilmektedir.

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Cezaevinden gönderilen ve hükümlünün kendi el yazısıyla yazdığı, pişmanlığını ve ödeme iradesini içeren dilekçe, etkin pişmanlık değerlendirmesinde ayrıca değer taşımaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yukarıda aktarılan 2008 tarihli kararında, hükümlünün cezaevinden el yazısıyla gönderdiği dilekçe, iradenin dosyaya yansıması bakımından belirleyici sayılmıştır. Vekil aracılığıyla verilen dilekçenin yanına hükümlünün kendi beyanının eklenmesi bu nedenle önerilmektedir.

Dilekçe Hazırlarken Dikkat Edilecek Noktalar

Yazının başındaki maktu dilekçe örneği ile dilekçe üretim motoru kullanılırken, aşağıdaki hususların gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Dosyanızın özel koşullarına göre değerlendirme için ceza hukuku alanındaki çalışmalarımıza göz atabilirsiniz.

Dilekçe hazırlarken dikkat edilecek beş nokta:

  1. Talep, hükmü veren mahkemeye yöneltilmelidir; infaz savcılığına değil.
  2. Dayanak olarak yalnızca TCK m.158/4 değil, 7589 sayılı Kanun'un Geçici m.1/(7) hükmü de gösterilmelidir.
  3. Suçsuzluk iddiası uyarlama dilekçesine yazılmamalıdır; bu iddia talebin reddine yol açmaktadır.
  4. Etkin pişmanlık isteniyorsa, mahkemeden ihtar yapılması ayrıca talep edilmelidir; altı aylık süre ihtarla başlamaktadır.
  5. Mağdur beyanında "şikayetimden vazgeçiyorum" ifadesi yeterli değildir; ceza indirimine muvafakat ibaresi bulunmalıdır.

Uyarlama Yargılaması Ne Kadar Sürer, Masrafı Var mıdır?

Uyarlama yargılaması, kural olarak dosya üzerinden yapıldığından olağan yargılamaya göre kısa sürmektedir. Öte yandan kesin bir süre öngörülememektedir; mahkemenin iş yükü, dosyanın arşivden getirtilmesi, etkin pişmanlık talebi bulunup bulunmadığı ve duruşma açılıp açılmaması süreyi etkilemektedir. Etkin pişmanlık talebi bulunan dosyalarda, kanunun tanıdığı altı aylık ödeme süresi de sürece eklenmektedir.

Uyarlama talebi, kesinleşmiş bir ceza hükmünün infazına ilişkin olduğundan hükümlüden ayrıca dava harcı alınmamaktadır. Tebligat ve benzeri işlemler bakımından gider istenmesi halinde mahkemenin bildirimine göre hareket edilmelidir.

Mahkeme Resen Uyarlama Yapmak Zorunda mıdır?

Uyarlama yargılaması bir talebe bağlıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, uyarlamanın bir yargılama faaliyeti olduğunu ve her yargılama faaliyeti gibi bir davanın varlığını gerektirdiğini belirtmektedir. Nitekim 5275 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi de "hükmü veren mahkemeden karar istenir" ifadesini kullanmaktadır.

Uygulamada bazı mahkemelerin ve Cumhuriyet başsavcılıklarının kapsama giren dosyaları resen ele aldığı görülmektedir. Ne var ki hükümlünün kendi dosyası bakımından beklemek yerine dilekçe vermesi, sürecin başlaması ve takip edilebilmesi bakımından güvenli yoldur.

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Geçici m.1/(7)'deki altı aylık sürenin mahkemenin ihtarıyla başlaması, uygulamada iki sonuç doğurmaktadır. Birincisi, ihtar yapılmadığı sürece süre işlememekte, bu yönüyle hükümlü bakımından bir hak kaybı riski doğmamaktadır. İkincisi, ihtar yapılmadıkça etkin pişmanlık imkanı da fiilen kullanılamamaktadır. O halde dilekçede yalnızca uyarlama değil, ihtar yapılması talebinin de açıkça yer alması gerekmektedir.

Başvuru Süreci Adım Adım Nasıl İlerler?

Kesinleşmiş cezanın uyarlanması süreci, dosyanın durumuna göre değişmekle birlikte genel akış aşağıdaki basamaklardan oluşmaktadır.

Uyarlama başvurusunun aşamaları
AdımYapılacak işKimin tarafından
1Gerekçeli karar, kesinleşme şerhi ve müddetname temin edilirHükümlü veya vekili
2Katkının TCK m.158/4 kapsamına girip girmediği değerlendirilirVekil
3Uyarlama dilekçesi hazırlanır ve hükmü veren mahkemeye verilirHükümlü veya vekili
4Etkin pişmanlık talebi varsa mahkemeden ihtar yapılması istenirHükümlü veya vekili
5İhtar tebliğ edilir ve altı aylık süre işlemeye başlarMahkeme
6Zarar tamamen giderilir, dekont ve mağdur beyanı dosyaya sunulurHükümlü veya yakını
7Mahkeme uyarlama kararını verir, ceza yeniden belirlenirMahkeme
8Karar tebliğ edilir; iki hafta içinde itiraz edilebilirTaraflar
9Karar kesinleşince müddetname yeniden düzenlenirCumhuriyet başsavcılığı

Uyarlama Kararından Sonra Tahliye Nasıl Gerçekleşir?

Uyarlama kararıyla ceza miktarı azaldığında, infaz süresi de buna göre yeniden hesaplanmaktadır. Yeni müddetname, kararın kesinleşmesinin ardından Cumhuriyet başsavcılığınca düzenlenmektedir. Yeni cezaya göre koşullu salıverilme ve bihakkın tahliye tarihlerini önceden görmek için infaz hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz. Yeniden hesaplanan koşullu salıverilme ya da bihakkın tahliye tarihi geçmiş bulunuyorsa tahliye işlemi yapılmaktadır.

Sürecin işleyişi bakımından iki nokta önem taşımaktadır. Birincisi, tahliyeyi doğuran işlem uyarlama kararının kendisi değil, kararın kesinleşmesi üzerine düzenlenen yeni müddetnamedir. İkincisi, karara itiraz edilmesi halinde kesinleşme gecikebilmektedir. Dolayısıyla kararın tebliğ tarihinin ve itiraz süresinin takip edilmesi gerekmektedir.

Beklenti uyarısı: Uyarlama kararı her dosyada tahliye sonucu doğurmamaktadır. Cezanın indirilmesi, infazı tamamlanmış süreyi aşan bir bakiye bırakabilmektedir. Uyarlamanın somut sonucu, hükümdeki temel cezaya, uygulanan diğer maddelere ve infaz edilmiş süreye göre değişmektedir.

Kripto Varlık Hesabını Kullandıranlar Kapsamda mıdır?

TCK m.158/4'ün lafzı, hesabın bulunduğu kurumları sayarken "kripto varlık hizmet sağlayıcıları" ifadesine açıkça yer vermektedir. Söz konusu düzenleme bu yönüyle fıkra, yalnızca klasik banka hesaplarını değil, kripto varlık platformlarındaki hesapları da kapsamaktadır. Aynı biçimde "aracı kurum" ve "ödeme hizmeti sağlayıcıları" nezdindeki hesaplar da metinde sayılmıştır.

Belirleyici olan, hesabın bulunduğu kurumun türü değil, hükümlünün katkısının niteliğidir. Katkı, hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgilerin ya da araçların verilmesiyle sınırlı kalmışsa fıkra uygulanmakta; bu sınırın aşıldığı hallerde uygulanmamaktadır.

Hesap Kiralama ile Hesap Kullandırma Arasında Fark Var mıdır?

Kamuoyunda "hesap kiralama" olarak anılan durum, hesabın belirli bir menfaat karşılığında başkasının kullanımına bırakılmasını ifade etmektedir. TCK m.158/4'ün metninde ise "kiralama" kavramı geçmemekte; fıkra, "haksız bir menfaat sağlamak amacıyla" hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçların "başkasına vermek" fiiliyle sınırlı iştirakten söz etmektedir.

Fıkranın uygulanması bakımından önemli olan, verme fiilinin karşılığında menfaat elde edilip edilmediği değil, hükümlünün katkısının bu verme fiilini aşıp aşmadığıdır. Menfaat elde edilmiş olması tek başına fıkranın uygulanmasını engellememektedir; nitekim fıkra "kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla" ibaresini kullanmaktadır.

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Gerekçeli kararlarda sıklıkla, hesabını veren kişinin "menfaat temin ettiği" vurgulanarak savunmaya itibar edilmemektedir. Yeni fıkra karşısında bu vurgunun tek başına indirimi engellemediği görülmektedir; zira fıkra zaten menfaat sağlama amacını varsayarak düzenlenmiştir. Uyarlama dilekçesinde bu ayrımın açıkça ortaya konulması, kararın gerekçesindeki menfaat vurgusunun indirime engel sayılmasının önüne geçmektedir.

Uyarlama Talebi Reddedilirse Ne Yapılabilir?

Uyarlama talebinin reddine ilişkin karara karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz yoluna başvurulabilmektedir. İtirazı inceleyecek merci, kararı veren mahkemenin bağlı bulunduğu itiraz merciidir.

İtirazın da reddedilmesi halinde karar kesinleşmektedir. Anılan aşamadan sonra Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309 uncu maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yolu gündeme gelebilmektedir. Ancak bu yol, ilgilinin doğrudan başvurabileceği bir yol değildir; Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca işletilmektedir. İlgili, ancak Adalet Bakanlığına ihbarda bulunabilmektedir.

Ret kararı sonrası başvuru yolları
YolSüreDoğrudan başvurulabilir mi?
İtiraz (5275 s.K. m.101, CMK m.268)Tebliğden itibaren iki haftaEvet
Kanun yararına bozma (CMK m.309)Süreye bağlı değildirHayır - Adalet Bakanlığı istemi gerekir
Yargılamanın yenilenmesi (CMK m.311)Süreye bağlı değildirEvet - ancak yeni delil şartı vardır

Uyarlama Yargılamasının Sınırları: Neler Tartışılamaz?

Uyarlama yargılaması, kendine özgü ve tali nitelikte bir yargılamadır. Söz konusu nitelik, dilekçede ileri sürülebilecek iddiaların kapsamını doğrudan belirlemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yukarıda anılan 12.06.2024 tarihli kararında, uyarlamanın sınırını şu biçimde çizmektedir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/240, K.2024/194, 12.06.2024 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni

"uyarlama yargılamasında kural olarak önceki karar dışına çıkılamayacak, kesinleşen karardaki suça konu sabit eyleme uygulanma olanağı bulunan yeni kanundaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra yeni kanunun lehe sonuç doğurduğunun saptanması halinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecektir. ... 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2024 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 12.06.2024 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi."

"Önceki karar dışına çıkılamaz" ifadesi, uyarlamada olayın yeniden kurulamayacağı anlamına gelmektedir. Kesinleşen hükümde sabit kabul edilen eylem olduğu gibi esas alınmakta, yalnızca bu eyleme yeni kanunun uygulanması halinde ortaya çıkacak sonuç hesaplanmaktadır.

Uyarlama dilekçesinde ileri sürülebilecek ve sürülemeyecek iddialar
İddiaUyarlamada ileri sürülebilir mi?Gerekçe
Katkının yalnızca hesap veya ödeme aracı vermekten ibaret olduğuEvetDoğrudan TCK m.158/4'ün uygulanma koşuludur
Yeni kanunun lehe sonuç doğurduğuEvetUyarlamanın konusu budur
Zararın giderildiği ve etkin pişmanlık uygulanması gerektiğiEvetGeçici m.1/(7) açıkça öngörmektedir
Suçun hiç işlenmediği, hükümlünün masum olduğuHayırÖnceki karar dışına çıkma yasağı
Tanık beyanlarının hatalı değerlendirildiğiHayırDelil tartışması uyarlamanın konusu değildir
Suç vasfının yanlış belirlendiğiHayırKesinleşmiş nitelendirme esas alınır
Hesabın bilgi dışında kullanıldığını gösteren yeni bir belge bulunduğuHayır - ancak yenileme yolunda ileri sürülebilirCMK m.311/1-e kapsamındadır

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Uygulamada en sık karşılaşılan hata, uyarlama dilekçesinin bir savunma dilekçesi gibi yazılmasıdır. Hükümlünün olayı yeniden anlattığı, tanık beyanlarını tartıştığı ve masum olduğunu ileri sürdüğü dilekçeler, mahkemeyi asıl talepten uzaklaştırmakta ve talebin reddine zemin hazırlamaktadır. Uyarlama dilekçesi teknik bir dilekçedir: hangi hükmün, hangi yeni kanun karşısında, hangi sonucu doğuracağını gösterir. Suçsuzluk iddiası varsa bu, ayrı bir dilekçeyle ve yargılamanın yenilenmesi yolundan ileri sürülmelidir.

Neden İki Farklı Uyarlama Rotası Var? 5252 ve 5275 Ayrımı

Hukukumuzda uyarlama yargılamasını düzenleyen iki ayrı hüküm bulunmaktadır. Kanun koyucu tarafından yapılan bu düzenlemelerden biri genel, diğeri özel nitelikte olup uygulanacak usul ve kanun yolu bakımından farklı sonuçlar doğurmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yukarıda anılan 26.05.2022 tarihli kararında, bu ikiliği şöyle açıklamaktadır:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/320, K.2022/389, 26.05.2022 (oy birliği) - Kararın Tam Metni

"Sonradan yürürlüğe giren kanun nedeniyle mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılamasını düzenleyen bu iki farklı kanundan biri genel nitelikte, diğeri ise sınırlı uygulama alanına sahip özel nitelikte bir düzenlemeyi içermektedir. Bu durum, uyarlama yargılaması konusunda iki farklı kanunda iki ayrı düzenleme öngörülmesinin bilinçli bir tercihe dayandığını ortaya koymaktadır. ... 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.05.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi."

İki uyarlama rotasının karşılaştırılması
Ölçüt5252 s.K. m.9 rotası (özel)5275 s.K. m.98-101 rotası (genel)
Uygulama alanıLehe kanun 5237 s. TCK'nın kendisi ve hüküm 1 Haziran 2005'ten önce kesinleşmişDiğer bütün haller
Kanun yoluTemyizİtiraz
7589 kapsamındaki dosyalarUygulanmazUygulanır
Nedenİki şart birlikte gerçekleşmemektedirLehe kanun 7589 s.K.'dır ve hükümler 2005'ten sonra kesinleşmiştir

Ayrımın pratik önemi büyüktür. İnternette bulunan bazı rehberler ve dilekçe örnekleri, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndan 5237 sayılı Kanun'a geçiş döneminde oluşmuş içtihada dayanmakta ve kanun yolunu temyiz olarak göstermektedir. Söz konusu bilgi, 7589 sayılı Kanun kapsamındaki dosyalar bakımından doğru değildir.

Yanlış yönlendirme uyarısı: Uyarlama kararına karşı temyiz yoluna başvurulması halinde dosya, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 264 üncü maddesi gereğince görevli mercie gönderilmekte ve hak kaybı doğmamaktadır. Ancak bu yol, kararın kesinleşmesini ve buna bağlı olarak yeni müddetnamenin düzenlenmesini geciktirmektedir. İnfaz aşamasındaki bir hükümlü bakımından bu gecikme, fiilen cezaevinde kalınan süreye yansımaktadır.

Güncel Yargıtay Kararları Ne Söylüyor?

Hesabı ya da hattı başkasınca kullanılan kişiler bakımından Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2025 ve 2026 tarihli üç kararı, kesinleşmiş hükme karşı hangi belgelerin sonuç doğurabileceğini somutlaştırmaktadır. Üç kararın tamamı oy birliğiyle verilmiş ve üçünde de yerel mahkemenin ret kararı hukuka aykırı bulunmuştur.

Başka Dosyadaki Beraat Kararı ve Bilirkişi Raporu

İlk kararda hükümlü, hesabına gelen paranın bilgisi dışında aktarıldığını savunmuş; yerel mahkeme bu savunmayı "hayatın olağan akışına aykırı" bularak mahkumiyet kararı vermiştir. Hüküm kesinleştikten sonra, aynı kişi hakkında başka bir mahkemede görülen benzer dosyada beraat kararı verilmiş ve o dosyadaki bilirkişi raporunda, hesaba giriş yapılan internet protokol adresi ile parayı aktaran adresin aynı olduğu tespit edilmiştir. Daire, bu belgelerin yenileme talebini kabule şayan kıldığına hükmetmiştir.

Üçüncü Kişilerin Sonradan Verdiği Beyanlar

İkinci kararda, suçta kullanılan hat ile görüştüğü tespit edilen kişiler, hüküm kesinleştikten sonra mahkemeye dilekçe vererek hattın gerçek kullanıcısının başka biri olduğunu bildirmişlerdir. Daire, bu beyanların yargılama sırasında mahkemenin önüne gelmemiş olması nedeniyle yeni delil niteliğinde bulunduğunu belirtmiştir. Aynı kararda, hükümlünün karar sürecinde vefat etmiş olmasının yenilemeye engel oluşturmadığı da tespit edilmiştir.

CMK m.313 - Yargılamanın yenilenmesine engel olmayan haller

"(1) Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü, yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz.
(2) Ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilirler."

Mahkumiyetin Dayanağını Çürüten Belge

Üçüncü kararda mahkumiyet, hükümlünün "hesabım ele geçirildi, emniyete müşteki olarak başvurdum" savunmasının emniyet yazısıyla doğrulanmamış olmasına dayandırılmıştır. Hüküm kesinleştikten sonra, hükümlünün gerçekten müşteki sıfatıyla ifade verdiğini gösteren tutanak ile bankayla yaptığı görüşmelere ve hesap kapatma talebine ilişkin kayıtlar temin edilmiştir. Daire, bu belgeleri yeni delil saymıştır.

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Üç kararın ortak dersi, savunmanın belgeyle desteklenmesinin belirleyici olduğudur. "Hesabım ele geçirildi" savunması, o tarihte bankaya veya emniyete başvurulduğunu gösteren bir kayıtla desteklenmediği sürece kabul görmemektedir. Anılan kayıtlar çoğu zaman mevcuttur ancak yargılama sırasında dosyaya girmemiştir. Kesinleşmiş bir hükmü bulunan kişilerin, banka çağrı kayıtlarını, hesap kapatma taleplerini ve varsa siber suçlar başvuru kayıtlarını araştırması bu nedenle önem taşımaktadır.

Ancak üç kararda da varılan sonuç, yenilemenin kabulü değil, talebin kabule şayan olduğuna karar verilmesi gerektiğidir. Sonrasında deliller toplanmakta ve sonuç yeniden değerlendirilmektedir.

Sınır: Dosyada Zaten Bulunan Delil

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yukarıda anılan 04.05.2023 tarihli kararı, madalyonun diğer yüzünü göstermektedir. Anılan dosyada yenileme talebi, dayanılan belgenin yargılamanın her aşamasında incelenmiş olması nedeniyle reddedilmiştir. Kurul, talebin kabul edilebilmesi için aranan eşiği şöyle belirtmektedir:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2022/574, K.2023/272, 04.05.2023 (oy çokluğu) - Kararın Tam Metni

"ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. ... 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi."

Dolayısıyla yenileme talebinde bulunmadan önce, dayanılacak belgenin yargılama sırasında dosyaya girip girmediğinin ve mahkemece değerlendirilip değerlendirilmediğinin incelenmesi gerekmektedir. Daha önce sunulmuş ancak inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmamış bir belgeye dayanılması, talebin reddiyle sonuçlanmaktadır.

Uyarlama Başvurusunda Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada talebin reddine yol açan hatalar belirli başlıklarda toplanmaktadır.

Sık yapılan hatalar ve doğrusu
HataSonucuDoğrusu
Dilekçenin infaz savcılığına verilmesiSürecin gecikmesiHükmü veren mahkemeye verilmelidir
Dilekçede suçsuzluk iddiasının ileri sürülmesiTalebin reddi riskiUyarlama talebiyle sınırlı kalınmalıdır
Yalnızca TCK m.158/4'e dayanılmasıEtkin pişmanlık imkanının kullanılamamasıGeçici m.1/(7) de dayanak gösterilmelidir
İhtar talebinin yazılmamasıAltı aylık sürenin hiç başlamamasıMahkemeden ihtar yapılması ayrıca istenmelidir
Ödemenin belgelendirilmemesiEtkin pişmanlık talebinin reddiDekont ve mağdur beyanı sunulmalıdır
Mağdur beyanında yalnızca şikayetten vazgeçilmesiMuvafakat şartının karşılanmamasıCeza indirimine muvafakat ibaresi bulunmalıdır
Bloke hesaptan dönen paraya dayanılmasıEtkin pişmanlık sayılmamasıHükümlünün iradesine dayanan ödeme yapılmalıdır
Yanlış yolun seçilmesi (yenileme yerine uyarlama veya tersi)Talebin reddiCMK m.315'e göre yol belirlenmelidir
İtiraz süresinin geç başlatılmasıSüre kaçırma riskiSüre, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır
Kanun yolunun temyiz sanılmasıKesinleşmenin gecikmesiKanun yolu itirazdır

Hangi Durumdasınız? Yol Haritası

Kesinleşmiş cezası bulunan ya da dosyası derdest olan kişiler bakımından izlenecek yol, dosyanın durumuna göre değişmektedir.

Duruma göre izlenecek yol
Durumunuzİzlenecek yolDayanak
Hüküm kesinleşti, cezaevindeyim, katkım yalnızca hesap vermekten ibaretUyarlama dilekçesi + ihtar talebiTCK m.158/4, Geçici m.1/(7), 5275 s.K. m.98
Hüküm kesinleşti, denetimli serbestlikteyim veya infaz devam ediyorUyarlama dilekçesiTCK m.158/4, 5275 s.K. m.98
Dosyam istinafta veya Yargıtay'daBeyan dilekçesi; dosya ilk derece mahkemesine gönderilirGeçici m.1/(6)
Hakkımda daha önce etkin pişmanlık uygulandıYalnızca uyarlama; Geçici m.1/(7) kapsamı dışındasınızGeçici m.1/(7) lafzı
Hesabımın bilgim dışında kullanıldığına dair yeni belge buldumYargılamanın yenilenmesi talebiCMK m.311/1-e
Katkım hesap vermenin ötesine geçmiş (para çekme, mağdurla görüşme)İndirim koşulları oluşmayabilir; dosya değerlendirilmelidirTCK m.158/4'teki sınırlama şartı
Uyarlama talebim reddedildiİki hafta içinde itiraz5275 s.K. m.101, CMK m.268

Giderilecek Zarar Nasıl Belirlenir?

Geçici m.1/(7), etkin pişmanlıktan yararlanmayı zararın "tamamen" giderilmesine bağlamaktadır. Ödemenin sonuç doğurabilmesi için, giderilecek zararın kapsamının doğru belirlenmesi gerekmektedir.

Zararın Kapsamına Ne Girer?

Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesi, zararın "aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen" giderilmesinden söz etmektedir. Uygulamada zararın kapsamı, mağdurun suç nedeniyle uğradığı doğrudan kayıp üzerinden belirlenmektedir. Hesabı kullandırılan dosyalarda bu tutar, kural olarak mağdurun hükümlünün hesabına aktardığı meblağdır.

Birden fazla kişinin hesabından geçen paralar bakımından ise, hükümlünün sorumluluğunun hangi tutarla sınırlı olduğu gerekçeli karardan tespit edilmelidir. Kararda hükümlüye isnat edilen ve sabit görülen menfaat tutarı belirleyicidir.

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Ödeme yapılmadan önce gerekçeli kararın dikkatle okunması gerekmektedir. Kararda hükümlü bakımından sabit görülen tutar ile mağdurun toplam kaybı çoğu zaman farklıdır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı dosyalarda birden fazla mağdur bulunabilmekte, hükümlünün hesabından ise bunların yalnızca bir kısmının parası geçmiş olabilmektedir. Eksik ödeme, "tamamen giderme" şartını karşılamayacağından etkin pişmanlık talebinin reddine yol açmaktadır. Ödeme öncesinde tutarın mahkemeye sorulması ya da mahkemeden tespit talep edilmesi güvenli yoldur.

Birden Fazla Mağdur Varsa Ne Olur?

Dosyada birden fazla mağdur bulunması halinde, etkin pişmanlık değerlendirmesi her mağdur bakımından ayrı ayrı yapılmaktadır. Mağdurlardan yalnızca birinin zararının giderilmesi, diğerleri bakımından "tamamen giderme" şartını karşılamamaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesinin dördüncü fıkrası, kısmen tazmin halinde mağdurun rızasının aranacağını düzenlemektedir.

Nitekim birden fazla mağdurun bulunduğu dosyalarda, ödeme planlanırken toplam tutarın ve mağdur sayısının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Kanunun tanıdığı altı aylık süre bu planlama için önem taşımaktadır.

Mağdura Ulaşılamıyorsa Nasıl Ödeme Yapılır?

Mağdurun adresine veya hesap bilgisine ulaşılamadığı hallerde, ödemenin mahkeme aracılığıyla yapılması gündeme gelmektedir. Uygulamada, tutarın mahkeme veznesine ya da belirlenecek bir hesaba depo edilmesi ve durumun mahkemeye bildirilmesi yolu izlenmektedir. Böyle bir halde ödeme iradesinin ve fiilen yatırılan tutarın dosyada belgelenmesi önem taşımaktadır.

Uygulama uyarısı: Mağdura ulaşılamaması halinde izlenecek usul, 7589 sayılı Kanun'da özel olarak düzenlenmemiştir. Söz konusu hususta mahkemenin talimatına göre hareket edilmesi ve ödemeden önce mahkemeden yol gösterilmesinin talep edilmesi önerilmektedir. Mağdurun rızasının arandığı hallerde, rıza alınamadan yapılan ödeme tek başına yeterli olmayabilmektedir.

Uyarlama Talebiyle Birlikte Hangi Talepler İleri Sürülebilir?

Uyarlama dilekçesinde, asıl talebin yanı sıra sürecin işleyişine ilişkin bazı taleplerin de yer alması yerinde olmaktadır.

Uyarlama dilekçesinde yer alabilecek yan talepler
TalepAmacıDayanağı
Etkin pişmanlık için ihtar yapılmasıAltı aylık sürenin başlatılmasıGeçici m.1/(7)
Giderilecek zarar tutarının tespitiEksik ödeme riskinin önlenmesiTCK m.168/1 ve m.168/4
Mağdurun beyanının alınmasıMuvafakat şartının karşılanmasıTCK m.168/4
Duruşma açılmasıEtkin pişmanlık iradesinin tespitiCGK E.2022/240, K.2024/194
Cumhuriyet savcısından yazılı görüş alınmasıDosya üzerinden karar verilecekse usuli güvence5275 s.K. m.101
Kararın infaz makamına bildirilmesi ve müddetnamenin yeniden düzenlenmesiSonucun infaza yansıtılmasıUyarlama kararının niteliği
Dosyanın arşivden getirtilmesiİncelemenin gecikmemesiUsuli talep

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Bu taleplerden ikisi çoğu dilekçede atlanmaktadır. Birincisi ihtar talebidir; ihtar yapılmadıkça altı aylık süre işlemeye başlamamakta ve etkin pişmanlık imkanı fiilen kullanılamamaktadır. İkincisi zarar tutarının tespiti talebidir; hükümlü eksik ödeme yaptığında sonuç, hiç ödeme yapmamış gibi olmaktadır. Anılan iki talebin dilekçede açıkça yer alması, sürecin baştan doğru kurulmasını sağlamaktadır.

Uyarlama Kararı Sonrasında Takip Edilmesi Gerekenler

Uyarlama kararının verilmesi süreci sona erdirmemektedir. Kararın sonuç doğurması, kesinleşmesine ve infaz makamlarınca uygulanmasına bağlıdır.

Karar sonrası takip listesi
AşamaTakip edilecek hususNeden önemli?
TebliğKararın hükümlüye veya vekiline tebliğ tarihiİtiraz süresi bu tarihten işlemeye başlar
İtiraz süresiİki haftalık sürenin dolup dolmadığıSüre kaçırılırsa karar kesinleşir
Karşı tarafın itirazıCumhuriyet savcısının itiraz edip etmediğiİtiraz kesinleşmeyi geciktirir
Kesinleşme şerhiKarara kesinleşme şerhi işlenmesiMüddetname bu şerhe göre düzenlenir
İnfaz makamına gönderimKararın Cumhuriyet başsavcılığına ulaşmasıYeni hesaplama bu aşamada yapılır
Yeni müddetnameYeniden düzenlenen müddetnamenin doğruluğuTahliye tarihi buna göre belirlenir
Hesaplama denetimiYeni cezanın ve mahsupların doğru işlenmesiHatalı hesaplama fazla infaza yol açar

Müddetnamedeki Hataya Karşı Ne Yapılabilir?

Yeniden düzenlenen müddetnamede hesaplama hatası bulunduğu kanaatindeyseniz, infaz hakimliğine başvurulabilmektedir. Müddetname, cezanın infazına ilişkin bir işlem olduğundan, bu işleme karşı şikayet yolu açıktır. Hesaplamada gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin mahsubu ile uyarlanan cezanın doğru işlenip işlenmediği ayrıca denetlenmelidir. Denetim sırasında hukuki hesaplama araçlarımızdan yararlanılabilmektedir.

Fazla infaz uyarısı: Uyarlama sonucu ceza azaldığında, hükümlünün fiilen çektiği sürenin yeni cezayı aşması ihtimali bulunmaktadır. Böyle bir durumda tazminat talep edilip edilemeyeceği, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141 ila 144 üncü maddeleri kapsamında değerlendirilmektedir. Söz konusu hususta uyarlamadan kaynaklanan fazla infaza ilişkin yerleşik bir Yargıtay içtihadı bulunmamaktadır; talep, kanunun genel hükümleri çerçevesinde ileri sürülebilmektedir.

Kesinleşmiş Cezası Bulunanlar İçin Kontrol Listesi

Aşağıdaki liste, başvuru öncesinde dosyanın değerlendirilmesi için kullanılabilir.

  • Hüküm 31 Temmuz 2026 tarihinden önce mi verildi?
  • Hüküm TCK m.157 veya m.158 uyarınca mı kuruldu?
  • Hüküm kesinleşti mi, dosya infaz aşamasında mı?
  • Gerekçeli kararda hükümlüye isnat edilen katkı, yalnızca hesap veya ödeme aracı vermek fiiliyle mi sınırlı?
  • Kararda hükümlünün parayı çektiği, aktardığı veya mağdurla görüştüğü yönünde bir tespit var mı?
  • Hakkında daha önce TCK m.168 etkin pişmanlık indirimi uygulandı mı?
  • Gerekçeli karar, kesinleşme şerhi ve müddetname temin edildi mi?
  • Zararın giderilmesi düşünülüyorsa, kararda sabit görülen tutar tespit edildi mi?
  • Mağdura ulaşılabiliyor mu, muvafakat beyanı alınabilir mi?
  • Hesabın bilgi dışında kullanıldığını gösteren, dosyaya hiç girmemiş bir belge bulunuyor mu?

Av. Y. B. SEVDİ Yorumu: Listedeki dördüncü ve beşinci maddeler belirleyicidir. TCK m.158/4'ün uygulanıp uygulanmayacağı, gerekçeli kararda hükümlünün katkısının nasıl tanımlandığına bağlıdır. Kararda yalnızca hesabın verildiği ve paranın buradan geçtiği tespit edilmişse indirim koşulları güçlü biçimde oluşmaktadır. Öte yandan kararda hükümlünün parayı bizzat çektiği, başka hesaplara aktardığı veya mağdurla iletişim kurduğu yazılıysa, katkının "vermek fiiliyle sınırlı" sayılması güçleşmektedir. Söz konusu değerlendirme dosya bazında yapılmalı, genel yorumlara dayanılmamalıdır.

Rehber Ne Zaman Güncellenecek?

7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Geçici 1 inci maddenin uygulanmasına ilişkin ilk mahkeme kararlarının ve buna bağlı Yargıtay içtihadının oluşması zaman alacaktır. Rehberde yer alan ve kanunun lafzından çıkarılan değerlendirmeler, uygulamanın şekillenmesiyle birlikte gözden geçirilecektir. Ceza hukukuna ilişkin diğer güncel çalışmalarımız ceza hukuku makaleleri bölümünde yer almaktadır.

Özellikle şu başlıklarda gelişme beklenmektedir: mahkemelerin ihtarı hangi usulle ve hangi sürede yapacağı; ödeme sonrasında infazın durdurulmasına ilişkin taleplerin nasıl karşılanacağı; TCK m.158/4 ile TCK m.168/2 indirimlerinin birlikte uygulanmasında ortaya çıkacak hesap uygulaması; "vermek fiiliyle sınırlı olma" ölçütünün sınırlarının içtihatla nasıl çizileceği.

Sık Sorulan Sorular: Kesinleşmiş Cezanın Uyarlanması

Uyarlama dilekçesi nereye verilir?

Uyarlama dilekçesi, cezayı infaz eden Cumhuriyet başsavcılığına veya infaz hakimliğine değil, hükmü veren mahkemeye verilmektedir. 5275 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi, sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlünün lehine ise "duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir" ifadesini kullanmaktadır. Hüküm istinaf ya da temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş olsa dahi başvuru yine ilk derece mahkemesine yapılmaktadır. Yanlış mercie başvurulması halinde CMK m.264 uyarınca hak kaybı doğmamakta, başvuru görevli mercie gönderilmektedir; ancak bu durum süreci geciktirmektedir.

Cezam kesinleşti, uyarlama yine de mümkün mü?

Evet. Uyarlama yargılaması zaten kesinleşmiş hükümler için öngörülmüş bir kurumdur. Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki "failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" ifadesi, lehe kanunun infaz aşamasında da dikkate alınacağını göstermektedir. Hükmün kesinleşmiş olması engel değildir; aksine uyarlama, tam olarak kesinleşmiş hükümler bakımından söz konusu olmaktadır. Devam eden yargılamalarda ise uyarlama değil, yeni kanunun doğrudan uygulanması gündeme gelmektedir.

7589 sayılı Kanun ne zaman yürürlüğe girdi?

7589 sayılı Kanun 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilmiş, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Kanunun 26 ncı maddesine göre, 11 inci, 12 nci ve 22 nci maddeleri yayımından itibaren üç ay sonra; 3 üncü maddesi 23 Temmuz 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde; diğer maddeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmektedir. TCK m.158/4'ü ekleyen 13 üncü madde bu istisnalar arasında yer almadığından 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Geçici 1 inci madde de aynı tarihte yürürlüktedir.

TCK 158/4 indirimi ne kadardır?

Kanun metni "verilecek ceza yarı oranında indirilir" ifadesini kullanmaktadır. Söz konusu ifade, oranın sabit olduğu ve mahkemeye takdir yetkisi tanınmadığı anlamına gelmektedir. Etkin pişmanlığı düzenleyen TCK m.168/2'deki "yarısına kadar" ifadesinden farkı buradadır: m.168/2'de mahkeme yarıya kadar olan aralıkta takdir yetkisini kullanırken, m.158/4'te koşullar gerçekleştiğinde doğrudan yarı oranında indirim yapılması gerekmektedir. "İndirilir" ifadesi de hükmün emredici olduğunu göstermektedir.

İndirim sadece nitelikli dolandırıcılıkta mı uygulanıyor?

Hayır. Fıkranın metni "Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin" biçiminde başlamaktadır. Dolayısıyla indirim, TCK m.158'deki nitelikli dolandırıcılığın yanı sıra TCK m.157'deki basit dolandırıcılık suçuna iştirak bakımından da uygulanmaktadır. Kamuoyunda konu çoğunlukla nitelikli dolandırıcılık üzerinden tartışıldığından, basit dolandırıcılıktan hüküm giymiş kişilerin kapsam dışında kaldığı yönünde yanlış bir kanaat oluşabilmektedir.

IBAN mağduru olarak biliniyorum, bu rehber beni kapsıyor mu?

Kamuoyunda IBAN mağdurları olarak anılan grup, kendi banka hesabını ya da hesabına erişim sağlayan bilgileri başkasına verdiği için dolandırıcılık suçundan hüküm giymiş kişilerden oluşmaktadır. Söz konusu adlandırma kanun metninde geçmemekte, günlük dilde kullanılmaktadır. Belirleyici olan kişinin nasıl adlandırıldığı değil, gerekçeli kararda katkısının nasıl tanımlandığıdır. Katkı, hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgilerin ya da ödeme araçlarının verilmesiyle sınırlı kalmışsa TCK m.158/4 kapsamındasınız demektir. Hükmünüz kesinleşmiş ve infaz aşamasındaysanız bu rehberde anlatılan uyarlama yolu size uygulanmaktadır.

Kripto hesabımı kullandırdım, indirimden yararlanabilir miyim?

Kanun metni, hesabın bulunabileceği kurumları sayarken "banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları" ifadesini kullanmaktadır. Kripto varlık platformlarındaki hesaplar bu yönüyle açıkça kapsama alınmıştır. Öte yandan belirleyici olan hesabın türü değil, katkının niteliğidir. Katkı, hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgilerin veya araçların verilmesiyle sınırlı kalmışsa indirim gündeme gelmekte; bu sınır aşılmışsa uygulanmamaktadır.

Uyarlama dilekçesi için avukat zorunlu mudur?

Uyarlama talebi için avukatla temsil zorunluluğu bulunmamaktadır; hükümlü dilekçesini bizzat verebilmektedir. Ancak talebin sonucu, katkının TCK m.158/4'teki "vermek fiiliyle sınırlı" ölçütünü karşılayıp karşılamadığının gerekçeli karar üzerinden ortaya konulmasına bağlıdır. Söz konusu değerlendirme, iddianame ve gerekçeli kararın birlikte okunmasını gerektirmektedir. Ayrıca etkin pişmanlık talebi bulunan dosyalarda belge düzeninin doğru kurulması önem taşımaktadır.

Cezaevindeyim, dilekçeyi nasıl verebilirim?

Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, dilekçesini kurum idaresine teslim ederek verebilmektedir. Kurum kaydına giren dilekçe kayıt tarihinde verilmiş sayılmaktadır; bu nedenle kayıt numarasının ve tarihinin not edilmesi önerilmektedir. Hükümlünün yakınları da vekaletname ile hareket eden bir avukat aracılığıyla başvuru yapabilmektedir. Etkin pişmanlık talebi bulunan dosyalarda, hükümlünün kendi el yazısıyla yazdığı pişmanlık beyanının dosyaya eklenmesi ayrıca değer taşımaktadır.

Uyarlama yargılamasında duruşma yapılır mı?

Kural, kararın duruşma açılmaksızın dosya üzerinden verilmesidir; 5275 sayılı Kanun'un 101 inci maddesi bunu öngörmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 2024 tarihli kararında, inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının farklı biçimde kullanılmasını gerektiren ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanma olanağının sonraki kanunla doğduğu hallerde duruşmalı yargılamanın zorunlu olduğunu belirtmektedir. Etkin pişmanlık talebi bulunan dosyalarda duruşma talebinin ileri sürülmesi bu nedenle dayanaksız değildir.

Uyarlama kararına karşı hangi kanun yoluna başvurulur?

7589 sayılı Kanun kapsamındaki uyarlama, 5275 sayılı Kanun'un 98 ila 101 inci maddelerine göre yapıldığından karara karşı itiraz yoluna başvurulmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, temyiz yolunun ancak lehe kanunun 5237 sayılı TCK'nın kendisi olması ve hükmün 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş olması halinde söz konusu olacağını belirtmektedir. Anılan iki şart birlikte gerçekleşmediğinden, 7589 kapsamındaki başvurularda kanun yolu itirazdır.

İtiraz süresi kaç gündür?

İtiraz süresi iki haftadır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 268 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca süre, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlamaktadır. İtiraz dilekçesi, kararı veren mahkemeye verilmektedir.

Etkin pişmanlık için ne kadar sürem var?

7589 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin yedinci fıkrası, zararın mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde giderilmesini öngörmektedir. Sürenin başlangıcı kanunun yürürlüğe girdiği tarih değil, mahkemenin ihtarıdır. İhtar yapılmadığı sürece süre işlememektedir. Anılan sebeple uyarlama dilekçesinde, ihtar yapılması hususunun ayrıca talep edilmesi önerilmektedir. İhtarın tebliğ edildiği tarihi gösteren tebligat evrakı saklanmalıdır.

Zararı kısmen ödesem yeterli olur mu?

Geçici m.1/(7) bakımından yeterli olmamaktadır. Fıkra, zararın "aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde" ifadesini kullanmaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun 168 inci maddesinin dördüncü fıkrası, kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızasının aranacağını düzenlemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise kısmi iadenin mağduru tatmin edecek miktarda olması ve mağdura ilave külfet yüklememesi gerektiğini belirtmektedir.

Parayı ailem öderse etkin pişmanlık sayılır mı?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hükümlünün pişmanlığını ya da iade ve tazmine rıza gösterdiğini ortaya koyan söz veya davranışlarda bulunması ve karşı duruş sergilememesi koşuluyla, zararın hükümlü adına üçüncü kişilerce giderilmesi halinde de etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabileceğini kabul etmektedir. Aranan şart, ödemenin hükümlünün iradesiyle bağlantılı olmasıdır. O halde dekontun yanına hükümlünün kendi imzasını taşıyan pişmanlık beyanının eklenmesi önem taşımaktadır.

Hesabım bloke edildi ve para mağdura döndü, bu etkin pişmanlık mıdır?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi ile zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi hallerinde gerçek anlamda pişmanlıktan söz edilemeyeceğini ve TCK m.168'in uygulanamayacağını belirtmektedir. Hesabın bloke edilmesi sonucu paranın mağdura dönmüş olması, hükümlünün iradesine dayanan bir ödeme sayılmamaktadır. Etkin pişmanlık talebinin bu iadeye dayandırılması sonuç vermemektedir.

Mağdur şikayetinden vazgeçti, bu yeterli midir?

Şikayetten vazgeçme beyanı, ceza indirimine muvafakat anlamına gelmemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mağdurun zararının kalmadığını bildiren dilekçesinin kısmi iadeye zımnen muvafakat verdiği biçiminde geniş yorumlanamayacağına hükmetmiştir. Dolayısıyla mağdurdan alınacak beyanda yalnızca şikayetten vazgeçme değil, zararın giderildiğinin ve ceza indirimine muvafakat edildiğinin açıkça yer alması gerekmektedir.

Daha önce hakkımda etkin pişmanlık uygulanmıştı, yine yararlanabilir miyim?

Geçici m.1/(7), kapsamı belirlerken "haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden" ifadesini kullanmaktadır. Yargılama sırasında hakkında etkin pişmanlık indirimi uygulanmış olan hükümlü, bu fıkranın tanıdığı ikinci imkandan yararlanamamaktadır. Öte yandan TCK m.158/4 indiriminden yararlanma imkanı bundan bağımsızdır; m.158/4 koşulları taşınıyorsa uyarlama talebi ayrıca ileri sürülebilmektedir.

Uyarlama başvurusu infazı durdurur mu?

Geçici m.1/(7), "Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez" hükmünü içermektedir. Yasak iki yönden sınırlıdır: zaman bakımından "zarar tamamen giderilinceye kadar", kapsam bakımından ise "bu fıkra uyarınca" verilecek kararlarla sınırlıdır. Ödeme yapılmadan yalnızca altı aylık süreye dayanılarak infazın durdurulması istenememektedir. Kanun 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdiğinden bu fıkrayı yorumlayan yerleşik bir yargı kararı henüz bulunmamaktadır.

Uyarlama kararı kesinleşme tarihimi değiştirir mi?

Hayır. Uyarlama yargılaması sonunda verilen karar, infaz yeteneği bulunan ilk hükmü değiştirmekten ibarettir ve hükmün kesinleşme tarihini değiştirmemektedir. Söz konusu ayrım, kesinleşme tarihine bağlanan infaz haklarında önem taşımaktadır. Belirli bir tarihte ceza infaz kurumunda bulunmayı ya da hükmün belirli bir tarihten önce kesinleşmiş olmasını arayan geçiş düzenlemelerinde, uyarlama kararı kendiliğinden bir tarih avantajı sağlamamaktadır.

Uyarlama sonucunda cezam artabilir mi?

Kesinleşmiş hükümde değişiklik yargılamasında aleyhe değiştirme yasağı uygulanmamaktadır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, uyarlama sonucu verilen hükümlerin infaz aşamasına ve infaza ilişkin hükümlerden olması nedeniyle "aleyhe sonuç doğurmama ilkesi"nin geçerli olmadığını belirtmektedir. Mevcut tek güvence, verilecek cezanın ilk kesinleşmiş hükümdeki cezayı aşamamasıdır. Ancak TCK m.158/4'teki indirim sabit ve emredici olduğundan, koşulları taşıyan dosyalarda lehe sonuç doğması beklenmektedir.

Uyarlama ile yargılamanın yenilenmesi aynı şey midir?

Hayır. Uyarlama, sonradan yürürlüğe giren lehe kanunun kesinleşmiş hükme etkisinin belirlenmesidir ve olayı yeniden tartışmaya açmamaktadır. Yargılamanın yenilenmesi ise yeni olay veya yeni delil gibi sebeplere dayanan olağanüstü bir kanun yoludur ve beraat ya da daha hafif kanun hükmünün uygulanmasını amaçlamaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 315 inci maddesi, hatanın giderilmesini sağlayacak başka bir yol varsa yenileme yoluna gidilemeyeceğini düzenlemektedir.

Sadece indirimden yararlanmak için yargılamanın yenilenmesini isteyebilir miyim?

Söz konusu yol sonuç vermemektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 315 inci maddesinin birinci fıkrası, kanunun aynı maddesinde yer alan sınır içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesinin kabul edilemeyeceğini; ikinci fıkrası ise hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa bu yola gidilemeyeceğini düzenlemektedir. TCK m.158/4 indirimi için doğru yol uyarlamadır. Yenileme yolu, ancak ayrıca yeni bir delil bulunması halinde gündeme gelmektedir.

Hesabımın bilgim dışında kullanıldığını sonradan ispatlarsam ne olur?

Böyle bir halde yargılamanın yenilenmesi yolu gündeme gelebilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yeniliğin taraf bakımından değil mahkeme bakımından değerlendirileceğini; mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen ve bu nedenle değerlendirilmeyen delillerin yeni delil kapsamında olduğunu belirtmektedir. Öte yandan dosyaya bir kez girmiş ve herhangi bir aşamada değerlendirilmiş delil yeni sayılmamaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararlarında; başka dosyadaki bilirkişi raporu, sonradan alınan üçüncü kişi beyanları ve sonradan bulunan ifade tutanağı yeni delil sayılmıştır.

Dosyam istinafta bekliyor, ne yapmalıyım?

Dosyası kanun yolu incelemesinde olanlar bakımından Geçici m.1/(6) uygulanmaktadır. Anılan fıkraya göre, yeni fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerindeki dosyaları hakkında bozma kararı verilmekte ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar da gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilmektedir. Anılan grupta uyarlama dilekçesi değil, ilgili mercie sunulacak beyan dilekçesi söz konusudur.

Uyarlama için harç ödenir mi?

Uyarlama talebi, kesinleşmiş bir ceza hükmünün infazına ilişkin olduğundan hükümlüden ayrıca dava harcı alınmamaktadır. Tebligat ve benzeri işlemler bakımından gider istenmesi halinde mahkemenin bildirimine göre hareket edilmesi gerekmektedir. Avukat aracılığıyla başvurulması halinde vekalet ücreti, hükümlü ile vekili arasındaki sözleşmeye tabidir.

Uyarlama kararından sonra ne kadar sürede tahliye olurum?

Tahliyeyi doğuran işlem uyarlama kararının kendisi değil, kararın kesinleşmesi üzerine Cumhuriyet başsavcılığınca düzenlenen yeni müddetnamedir. Yeniden hesaplanan koşullu salıverilme ya da bihakkın tahliye tarihi geçmiş bulunuyorsa tahliye işlemi yapılmaktadır. Karara itiraz edilmesi halinde kesinleşme gecikebilmektedir. Ayrıca uyarlama her dosyada tahliye sonucu doğurmamakta; cezanın indirilmesi, infaz edilmiş süreyi aşan bir bakiye bırakabilmektedir.

Yasal Uyarı

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Yazılarımız düzenli aralıklarla kontrol ediliyor olsa da, her gün değişen içtihatlar neticesinde yazımızın güncelliği de garanti edilememektedir. Her somut olay kendi özel koşullarına göre değerlendirilmelidir. Hak kayıpları yaşamamak için profesyonel hukuki yardım almanız tavsiye edilir.

Ceza Hukuku Makaleler Kategorisinde Yayınlanan Son Yazılar

12. Yargı Paketi IBAN Mağdurları: Dolandırıcılıkta Ceza İndirimi (TCK 157-158)

12. Yargı Paketi IBAN Mağdurları: Dolandırıcılıkta Ceza İndirimi (TCK 157-158)

12. Yargı Paketi 7589 s.K. 31.07.2026'da yürürlüğe girdi. IBAN'ını kullandırana TCK 158/4 ile yarı oranında ceza indirimi. Kimler yararlanır, kesinleşmiş cezaya işler mi?

14 dk
Bilinçli Taksir Nedir? Cezası ve Olası Kastla Farkları - TCK 22/3 - YBS Hukuk

Bilinçli Taksir Nedir? Cezası ve Olası Kastla Farkları

Bilinçli taksir nedir? Basit taksirden farkı, olası kast ile ayrımı, ceza artırımı ve Yargıtay kararları. Yazımızda 2026 yılı güncel kararlarla açıklıyoruz!

14 dk
11. Yargı Paketi (Af Yasası) Neler Getirdi - 7571 SK - YBS Hukuk Adana

11. Yargı Paketi (Af Yasası) Neler Getirdi?

11. Yargı Paketi (Af Yasası) Neler Getirdi? İnfaz düzenlemesi, denetimli serbestlik hesaplama, 4/4 mükerrir indirimi ve kapsam dışı suçlar tablosu yazımızda.

11 dk
HAGB Ne Demek HAGB Şartları Nelerdir? - CMK 231 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

HAGB Ne Demek HAGB Şartları Nelerdir?

HAGB ne demek hagb şartları nelerdir? CMK m. 231 uyarınca HAGB şartlarını, adli para cezası ilişkisini ve 8. Yargı Paketi sonrası istinaf sürecini öğrenin.

8 dk
Uyuşturucu Kullanma Suçu - TCK 191 - KDAE - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Uyuşturucu Kullanma Suçu

Yazımızda; uyuşturucu kullanma suçu (TCK 191) ve cezaları, KDAE süreci, Yargıtay’ın ticari amaç kriterleri ve çok daha fazlası yer almaktadır!

9 dk
Uyuşturucu Ticareti Suçu - TCK 188 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Uyuşturucu Ticareti Suçu

Uyuşturucu ticareti suçu (TCK 188) kapsamındaki cezalar, Yargıtay'ın kriterleri ve hukuki savunma yolları ve çok daha fazlası yazımızda yer almaktadır!

8 dk
Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu - TCK 123 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu

Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu (TCK 123) nedir? Suçun unsurları, cezası, para cezası, şikayet ve uzlaşma şartları hakkında güncel hukuki rehber.

8 dk
Beraat Kararı Ne Demek - CMK 223 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Beraat Kararı Ne Demek?

Beraat Kararı Ne Demek? Hangi Durumlarda Verilir? Başlıklı yazımızı okuyabilir; Adana Ceza Avukatıyla irtibata geçebilirsiniz.

14 dk
Mala Zarar Verme Suçu - TCK 151-152 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Mala Zarar Verme Suçu

Mala Zarar Verme Suçu (TCK 151-152): basit/nitelikli haller, ceza, şikayet/uzlaşma, etkin pişmanlık ve şahsi cezasızlık halleri hakkında rehberi okuyabilir, Adana Ceza Avukatıyla irtibata geçebilirsiniz.

8 dk
Ceza Muhakemesinde Taraflar - Şüpheli, Sanık, Müşteki, Katılan - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Ceza Muhakemesinde Taraflar

Ceza Muhakemesinde Taraflar; Şüpheli, Müşteki, Katılan, Sanık gibi terimleri izah ettiğimiz yazımızı okuyabilir; Adana Ceza Avukatıyla irtibata geçebilirsiniz.

11 dk
Adli Kontrol Kararı - CMK 109 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Adli Kontrol Kararı

Adli Kontrol Kararı, Adli Kontrol Kararına İtirazla ilgili yazımızı okuyabilir, Adana Ceza Avukatıyla iletişime geçebilirsiniz.

10 dk
Tutukluluğa İtiraz - CMK 268 - YBS Hukuk Adana Ceza Avukatı

Tutukluluğa İtiraz

Bu içeriğimizde, tutukluluğa itirazla ilgili detaylı değerlendirmeleri okuyabilir, Adana Tutukluluğa İtiraz Avukatıyla irtibata geçebilirsiniz.

9 dk

Ceza Hukuku Makaleler İle İlgili Örnek Hukuki Dilekçeler

Örnek Dilekçe

TCK 158/4 Uyarlama Dilekçesi Hazırlama Aracı ve Dilekçe Örneği (IBAN Mağdurları İçin Ceza İndirimi)

TCK 158/4 uyarlama dilekçenizi dosyanıza göre hazırlayan ücretsiz araç, doldurmaya hazır dilekçe örneği ve süre, mahkeme, itiraz sorularının cevapları burada.

İncele

Ceza Hukuku Makaleler İle İlgili Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararı

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2026/7294 K. | Uyuşturucu Ticareti ve Kullanma Ayrımı

Yargıtay · 8. Ceza Dairesi. Daire · E.2026/5975 · K.2026/7294

İncele
Yargıtay Kararı

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/4283 K. | Dönüştürülmüş Kurusıkı Silah ve 7533 Sayılı Kanun

Yargıtay · 8. Ceza Dairesi. Daire · E.2024/25015 · K.2025/4283

İncele
Yargıtay Kararı

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/10957 K. | Cep Telefonu İncelemesi ve CMK 134

Yargıtay · 10. Ceza Dairesi. Daire · E.2023/14941 · K.2023/10957

İncele
Yargıtay Kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/170 K. | Satın aldığını söyleyen sanığın ruhsatsız tabanca eylemi satın alma

Yargıtay · Ceza Genel Kurulu. Daire · E.2022/533 · K.2025/170

İncele
Yargıtay Kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/264 K. | Mahkeme gerektiğinde kendiliğinden delil toplamak zorundadır: eksik

Yargıtay · Ceza Genel Kurulu. Daire · E.2023/540 · K.2025/264

İncele
Yargıtay Kararı

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/11227 K. | Telefon, savcıya haber verilmeden incelenirse mesajlar delil olamaz

Yargıtay · 8. Ceza Dairesi. Daire · E.2024/21419 · K.2025/11227

İncele
Yargıtay Kararı

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/6686 K. | Annesinin boynundaki altınları alan sanıkta nitelikli yağma değil

Yargıtay · 6. Ceza Dairesi. Daire · E.2023/20291 · K.2025/6686

İncele
Yargıtay Kararı

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2025/11400 K. | Zararı diğer sanık gidermişse karşı çıkmayan sanığa etkin pişmanlık

Yargıtay · 11. Ceza Dairesi. Daire · E.2025/791 · K.2025/11400

İncele
Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/3561 K. | Banka görevlisi gibi tanıtılıp alınan şifreyle yapılan havale

Yargıtay · 2. Ceza Dairesi. Daire · E.2022/4267 · K.2026/3561

İncele